Bayramı cezaevinde geçirmek zorunda kalan gazeteciler yalnız değildir!
 04 Haziran 2019, Salı

Ülkemizde hemen her gün yargı eliyle bir hukuk cinayeti işleniyor. Ne yazık ki bu  cinayetlerin büyük çoğunluğu, mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik saldırı ve soruşturmalarda görülmekte. 

Demokrasinin en temel kurumu olan ve bütün öteki özgürlüklere kaynaklık eden düşünceyi ifade ve basın özgürlüğüne dönük yıllardır süre gelen baskı ve saldırılar, son yıllarda artarak devam etmekte; mesleğimizin görev ve sorumlulukları kapsamında eleştiride bulunan gazeteciler istisnasız şiddetle susturulmaya çalışılmaktadır.

Mevcut siyasi iktidar ve küçük ortağının gazeteciliği düşmanlaştırma, haberciliği ‘terör faaliyeti’ gösterme çabalarına, geldiğimiz aşamada yargı mercileri de dahil olmuştur. Meslektaşlarımıza öldürme kastıyla saldırıları cezasız bırakan mahkemeler, eleştiri hakkını kullanan meslektaşlarımızı cezalandırmaktan geri durmamaktadır. Derneğimizin Bursa Şube yöneticisi Ozan Kaplanoğlu da yargının son dönemdeki hukuk cinayetlerinden birine kurban edilmiştir. Olmayan bir örgütle bağlantı kurularak daha önce cezalandırılan ve kısa bir dönem cezaevinde kalan yöneticimiz Kaplanoğlu, bu kez AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhine sloganlar atılan bir yürüyüşe katılması gerekçesiyle cezalandırıldı ve tam da Erdoğan’ın, ‘Yargı Reformu Strateji’ belgesini adı altında temel hak ve özgürlüklerin genişletileceğini açıkladığı günlerde Bursa Cezaevi’ne konuldu. Her hangi bir suç niteliği taşımayan, hatta demokratik bir hakkın kullanımı kapsamındaki söz konusu yürüyüş bahane edilerek Kaplanoğlu’nun susturulmak istendiğinin ve bu davanın hukuki değil siyasi olduğunun farkındayız.

Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak 41 yıllık tarihimizde üyelerimiz ve yöneticilerimiz, kimi zaman öldürüldü, kimi zaman yaralandı, kimi zaman bu gün olduğu gibi cezaevlerine konuldu. Yaşadıklarımız hiçbir zaman bizleri, halkın haber alma hakkı, gerçeklerin ortaya çıkartılması, özgür ve bağımsız gazetecilik ilkelerinden ve bu faşizme karşı mücadeleden geri adım attırmadı. Dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin demokratikleşmesi, düşüncelerin özgürce ifade edilmesi, basın özgürlüğünün hakim kılınması yolunda her türlü mücadeleyi vereceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.

Bir bayramı daha, haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlüklerinden alıkonularak, cezaevinde geçiren tüm meslektaşlarımızı saygıyla selamlıyor; Türkiye’de, mesleğini yapan tek bir gazetecinin cezaevlerinde olmadığı bayramlar kutlamayı diliyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu


 Gazetecilere yönelik saldırılara iktidar tepki vermelidir
 29 Mayıs 2019, Çarşamba

İktidar, gazetecilere yönelik saldırılara hızlı tepki vermelidir yoksa bu şiddet sarmalı onu da yutar!

Düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü konusunda sicili hayli kabarık olan Türkiye’de, ne yazık ki basına yönelik baskıların her türlüsüne şahit olmaktayız. Siyasi iktidarın zemin sağladığı gazetecilere açılan davalar ile gazetelere yönelik mali baskılar bir yandan devam ederken, bu baskılar son günlerde fiili saldırı düzeyine ulaşmış durumdadır. Meslektaşlarımız yaptıkları haberler nedeniyle açıkça tehdit edilmekte, sonrasında da ‘belirli bir siyasi anlayış’a sahip kişiler tarafından darp edilmektedir.

Mayıs ayı içinde, 15 günü kapsayan bir dönemde peş peşe meslektaşlarımız yaşadıkları illerde uğradıkları saldırılar sonucu yaralanmıştır. Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ, 10 Mayıs günü, program yaptığı televizyon kanalından ayrılıp evinin önüne geldiği sırada 6 kişinin sopalı saldırısına uğramış ve ağır yaralanmıştır. Demirağ’a saldıranlar ertesi gün gözaltına alınsa da, polise verdikleri ifadenin ardından serbest bırakılmıştır. Kamuoyunda Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) ilişkin son dönemdeki eleştirel görüşleriyle bilinen Demirağ’a, kimlerin gözdağı vermek istediği ortadadır. Bu olaydan beş gün sonra, 15 Mayıs tarihinde Derneğimizin Antalya Şubesi üyelerinden Akdeniz’de Yeni Yüzyıl gazetesi yazarı, gazeteci İdris Özyol, akşam saatlerinde gazetenin önünde bir grup tarafından darp edilerek yaralandı. İdris Özyol’un, MHP Muratpaşa İlçe Başkanı Talu Bilgili’nin tehditler savurduğu Muratpaşa Belediyesi Meclisi’ndeki görüşmelere ilişkin yazı ve sosyal medya paylaşımları sonrası saldırıya uğraması ve şüpheli saldırganların, saldırıyı gerçekleştirmelerinin ardından kamera kayıtlarından MHP Muratpaşa İlçe Başkanlığı’na girmesi, bu saldırının da hangi anlayıştan beslendiğini net olarak gösterdi. Saldırganlardan 2’si gözaltına alındı ancak ifade vermelerinin ardından serbest bırakıldı. Özyol’a gerçekleştirilen saldırıdan beş gün sonra aynı ilde başka bir gazeteciye ikinci bir saldırı oldu. Güney Haberci portalının Genel Yayın Yönetmeni Ergin Çevik, 3 kişi tarafından Aksu ilçesinde darp edildi. Çevik’in, Kundu’daki Orion Pazarı ile ilgili ihaleye ilişkin “Kallavi katmerli peşkeş” yazısı nedeniyle saldırıya uğradığı ifade edilirken, saldırı öncesi Çevik’in bürosuna giden saldırganların, sekretere, Çevik’i sorup, büroda olmadığının söylenmesi üzerine “Ona Kundu’dan selamımızı söyleyin. O anlar” tehdit mesajı savurdukları ortaya çıktı. Bir sonraki saldırı haberi, dört gün sonra Adana’dan geldi. Adana’da günlük yayın yapan Egemen gazetesinin kurucusu Hakan Denizli, 24 Mayıs günü evinden çıkarken, kızı ve torununun yanında silahlı saldırıya uğradı. Denizli’ye saldıranın bir kişi olduğu belirtilirken, kimliği hala tespit edilmiş değil. Saldırıların son halkası Ankara’da yaşandı ve gazeteci, yazar Sebahattin Önkibar, 25 Mayıs günü evinin önünde saldırıya uğradı. Önkibar, evine yaklaştığı sırada iki araçtan inen 3 kişinin önünü kestiği ve kendisini yumruklamaya başladığını söyledi. Önkibar, saldırıyı yapanları, “Tahminim, Ülkücülükten geçinen kopillerdir” diye tanımlarken, bir süre sonra gözaltına alınan 4 kişi, emniyetteki ifadelerinin ardından sevk edildikleri mahkemece adli kontrol şartıyla salıverildi. Önkibar’a saldırıda kullanılan araçların kiralandığı ortaya çıktı. Her kesimden saldırıya tepki gösterilmesi beklenirken, MHP’den yapılan açıklamayla Önkibar hakkında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ilişkin görüş ve yazıları nedeniyle suç duyurusunda bulunulması ve bunun zamanlaması manidardır.

Gazetecilere yönelik söz konusu saldırılarda iki nokta özellikle dikkat çekmektedir. Kimlikleri tespit edilen saldırganların ağırlıklı olarak MHP siyasi görüşüne sahip kişiler olmaları ile yakalanmalarının ardından tutuklama işlemine gerek duyulmaksızın salıverilmeleri, üzerinde önemle durulması gereken konulardır. Şu anda iktidarın küçük ortağı konumundaki söz konusu partinin siyasi görüşünün, başta değerli meslek büyüğümüz Abdi İpekçi’nin 1979 yılında uğradığı suikast olmak üzere birçok şiddet olayının temelini oluşturması, bugün yaşanan saldırıların münferit değil organize ve sistematik olduğuna işaret etmektedir. Söz konusu partinin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, yakın zamanda bizzat isim vererek ve hatta gazete ilanlarıyla gazetecileri tehdit ettiği de gün gibi ortadayken, meslektaşlarımıza yönelik saldırıların ciddiyetle üzerine gidilmesi şarttır.  Saldırganların ifade vermelerinin ardından salıverilmesi de saldırganlara, başlarına bir şey gelmeyeceği teminatının verildiği anlamı taşımaktadır. Hiçbir saldırının haklı ve hukuki bir dayanağı olmayacağı tartışmasızken, gazetecilere yönelik saldırılara asla bir dayanak bulunamaz. Mesleklerinin gereği halkı bilgilendirme misyonuyla var olan gazetecilere saldırmak, belli odakların çıkar ilişkilerinin bozulması ya da kirli ilişkilerin ortaya çıkarılmasını engellemekten başka bir anlam taşımaz.

Türkiye’de yıllardır süre gelen sansür, darp, gözaltı ve tutuklamalarda büyük payı olduğundan zerre kuşkumuz bulunmayan AKP iktidarının, bu son saldırılar konusunda özellikle uyarılması gerekmektedir. Saldırıların önüne geçilmesi, uzun süredir devam eden seçim tansiyonunun yenilenecek olan İstanbul seçimleriyle birlikte düşmeyeceği de göz önüne alındığında çok daha önemlidir. Gazetecilere yönelik bu saldırılar hangi odak tarafından organize ediliyorsa zaman geçirmeksizin üzerine gidilmelidir, aksi halde bu şiddet sarmalı iktidar da dahil hepimizi yutabilir.

Dernek yöneticileri olarak saldırıya uğrayan meslektaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde, basın özgürlüğü yolunda dayanışmamızı iletirken, yürütülecek her türlü mücadeleyi, basın dayanışması çerçevesinde birlikte gerçekleştireceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.


 TRT halkındır, şirketleştirilemez
 21 Mayıs 2019, Salı

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), bilindiği üzere Türkiye’de kamu yayıncılığı misyonunu üzerinde taşımaktadır. Kurumun bu sorumluluğu, Anayasa ve yasasındaki hükümlerle tanımlanmış; gelirlerinin yüzde 80’inin elektrik faturasındaki TRT payı ile satın alınan cihaz başına bandrol bedeli adı altında yurttaşlardan toplanan paralardan oluşması da kamusal niteliğinin, dolayısıyla kamu yayıncılığının en net göstergelerinden biridir. Diğer bir ifadeyle TRT halkın öz varlığıdır ve halkın sesi olmalıdır.

TRT, üzerinde taşıdığı ‘kamu yayıncılığı” görevini, kamunun tümünü esas alması halinde yerine getirmiş olacaktır, yoksa kamuyu yönetenlerin siyasi aklını değil. Bu da gazeteciliğin özü olan nesnelliğin sağlanmasıyla mümkündür. TRT, ancak bu yolla hem yasaların hem vatandaştan toplanan paralarla oluşan bütçesinin gereğini, yani kamu yayıncılığını yapmış olur.

TRT üstlendiği bu önemli misyonu ne yazık ki son yıllarda neredeyse tamamen yitirmiş durumdadır. Siyasi iktidarın özel kanallara yönelik çeşitli yollarla kurduğu baskılar sonucu, tarafsız ve bağımsız yayıncılığın gittikçe sona ermesinin etkileri TRT’de de yoğun olarak yaşanmış ve gelinen aşamada TRT, kamu yayıncılığından uzaklaşarak haberinde ve program tercihlerinde adeta siyasi iktidarın ekranı haline getirilmiştir. TRT’de aralıksız devam eden bu tahribatın son aşamalarından biri, bugünlerde yaşanmaktadır. TRT, halkın paralarıyla finansa edilen ancak sadece siyasi iktidara hizmet eden bir şirkete dönüştürülmek istenmektedir. TRT’yi, yıllardır dış yapımlarla belli siyasi görüşe sahip olanlara kaynak aktarma kurumu haline getirenlere bu da yeterli gelmemiş olacak ki mevzuat değişiklikleriyle TRT bünyesinde şirketler kurulması ve başka şirketlere ortak olunmasının yolu açmıştır. Buradaki amacın, halktan toplanan paraların hesapsız, kitapsız harcanması olduğu kuşku götürmez bir gerçektir.

TRT’deki bu dönüşümün yarattığı tehlikelerden biri de personel rejimindeki değişikliktir. Söz konusu şirket statüsü, TRT’de aylardır personel kıyımına neden olmaktadır. 1786 kişinin ‘teşvik’ adı altında ikna odaları vasıtası ile emekli edilmesi daha çok taze bir gelişmeyken, sıra TRT emekçilerinin sürgününe gelmiştir. Üretken, kamu yayıncılığı bilincine sahip, tecrübeli emekçilerinden 169’u, ‘İstihdam Fazlası Personel’ (İFP) denilerek, başka kurumlara gönderilmek üzere Devlet Personel Başkanlığı’na bildirilmiştir. Yapılan bu işlem, TRT’de yıllardır süren siyasi kadrolaşmanın yeni kılıfıdır. Çünkü, bir yandan bu uygulamaya gidilirken diğer yandan kuruma personel doldurulmaktadır. En son geçen ay, sadece Anadolu Ajansı üzerinden 280 kişinin kuruma alındığı bilinmektedir.

TRT’de yaşananlar, bir yayıncılık kültürü, anlayışı ve sorumluluğunun yok edilmesidir. Kamu yayıncılığı sorumluluğunu hiçe sayarak iktidarın kirli bülteni haline getirilen TRT’deki dönüşüm, güvencesiz istihdam biçimiyle tahkim edilmektedir. Meslek ilkelerimiz, güvenceli çalışma ve tabii ki kamu yayıncılığını savunmayı varlık nedeni gören Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, TRT’deki bu hukuksuzluğa karşıyız ve her platformda TRT emekçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu ifade ederiz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu


 24. Olağan Genel Kurul Duyurusu
 05 Mayıs 2019, Pazar

Çağdaş Gazeteciler Derneği

24. Olağan Genel Kurul Duyurusu

 

Çağdaş Gazeteciler Derneği 24. Olağan Genel Kurul toplantısı, 19 Mayıs 2019 Pazar günü saat 11.00’de Elektrik Mühendisleri Odası Genel Merkezi Konferans Salonu’nda; Ihlamur Sokak No:10 Kızılay Çankaya Ankara adresinde yapılacaktır.

Çoğunluk sağlanamadığı takdirde Genel Kurul 26 Mayıs 2019 Pazar günü saat 11.00’de aynı adreste çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır.

 

Genel Kurul gündemi şöyledir: 

1-    Açılış ve saygı duruşu 

2-    Divanın oluşumu

3-    Açılış konuşması

4-    Çalışma ve Denetim Kurulu raporlarının görüşülmesi ve ayrı ayrı aklanması

5-    Örgüt yapısı ve şubelerle ilgili konuların görüşülmesi

6-    Tüzük değişikliği

7-    Seçimler 

8-    Dilek ve temenniler

9-    Kapanış


Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu 

 

 


 2018 YILI BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜLLERİ BELİRLENDİ
 15 Nisan 2019, Pazartesi

Türkiye demokrasisinin içinde bulunduğu durum, gazetecilik alanına bakılarak anlaşılabilir. Kapatılan gazetecilik kurumları, haberleri nedeniyle cezaevine konan basın emekçileri, ifade özgürlüklerini kullandığı için işlerinden atılan gazeteciler, tam anlamıyla tekelleşmiş ve tek sesleşmiş bir medya…

Yaşadığımız son yerel seçim süreci de medya-iktidar ilişkilerini göstermesi bakımından basın tarihine geçecek nitelikteydi.

Bütün bu şartlar altında habercilik yapmaya devam eden, her şeye rağmen mesleklerinden ve ilkelerinden ödün vermeyen, halkın haber alma hakkını her şeyin önünde tutan meslektaşlarımızın olduğunu da biliyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği, 2018 Yılın Başarılı Gazetecileri Ödüllerini belirlerken bu kriterler belirleyici oldu. Değerlendirmeye alınan her bir haber mesleğimizin geleceği için umut veriyordu. Oldukça uzun ve titiz yürütülen bir sürecinin ardından belirlenen haber ve haberciler ise ülkemizin bir yılına düşen tarih notlarıydı.

Ödül alan tüm meslektaşlarımızı kutluyor, demokratik, laik ve özgür bir ülke için ihtiyaç duyduğumuz gazeteciliğe verdikleri katkı nedeniyle teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

 

Haber Ödülü: DİNÇER GÖKÇE

Türkiye’nin Utanç Listesi - 17 Ocak 2018 
Hürriyet 

Haber, İstanbul’da bir kamu hastanesinde, çocuk yaşta hamile olduğu tespit edilen 115 çocuk için hiçbir işlem yapılmadığını duyuruyordu. Hastanenin sosyal hizmet görevlisi çocukların hamile olduğunun yetkililere bildirilmediğini tespit edince savcılığa suç duyurusunda bulundu. Hakkında inceleme başlatıldı ve görev yeri değiştirildi. Skandalı ortaya çıkaran görevli, “Bu hastaneye 18 yaşın altında yılda ortalama 400-500 hamile çocuk geliyor” demişti. Çocuklar hamile bırakılmış, bunu olağan karşılayan birileri de polise, savcıya bildirmemişti. Olayın içinde Türkiye’de uzun süredir acı olaylarla gündeme gelen Suriyeli mültecilerin dramı da söz konusuydu; çocuk yaşta hamile bırakılanlar arasında azımsanmayacak sayıda Suriyeli çocuk bulunuyordu.

Yüzümüze tokat gibi çarpan gerçeğimiz, çocuğa tecavüz anlamına gelen çocuk yaşta evliliklerin toplumsal olgu denilerek meşru görülmesiydi. Haber sonrası uzun süre kamuoyu olayı tartıştı, sorumluların yargılanması ve bakanlıkların harekete geçmesi sağlandı. Bu nedenlerle Hürriyet gazetesinden Dinçer Gökçe, Haber Ödülü’ne layık bulundu.

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü: ALİCAN ULUDAĞ

Geliyorum diyen facianın belgesi – 16 Aralık TCDD raporları bakanı yalanladı! – 17 Aralık

Cumhuriyet

Ankara’da 9 kişinin hayatını kaybettiği yüksek hızlı tren kazasındaki ihmaller zinciri ve sorumsuzlukları ele alan haberler sayesinde, Türkiye’de ulaşım politikalarının geldiği noktaya bir kez daha ve en çarpıcı haliyle şahit olduk.

Cumhuriyet gazetesi muhabiri Alican Uludağ, “Geliyorum diyen facianın belgesi” ve devamında “TCDD raporları bakanı yalanladı!” başlıklı haberleriyle Türkiye’de ulaşımda, madenlerde, inşaatlarda yaşanan cinayetlerin temelinde devleti yönetenlerin ihmalkârlığı olduğunu bir kez daha göz önüne sermiş oldu.

Alanı olan yargıda, konuşulan haberlere imza atan ve son dönemde Türkiye’de yargı sisteminin siyasi iktidara bağımlılığını net şekilde ortaya koyan Rahip Andrew Brunson’un yargılanma sürecine ilişkin yaptığı analiz nedeniyle hakkında soruşturma açılan; haber takibi, dosya incelemeleri, gizlenen belgelere ulaşmak konusundaki gazetecilik çabaları ve kamuoyunu bilgilendirme konusundaki ödünsüz tutumu nedeniyle Alican Uludağ, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü’ne değer görüldü.

Mustafa Ekmekçi Haber Ödülü: OZAN ÇEPNİ

Sarıklı cüppeli ders – 29 Eylül Bakanlığın tarikat itirafı – 30 Eylül Yine tarikat yine istismar, 8 Ekim

Cumhuriyet

Türkiye’de laiklik karşıtı hareketlerin ve AKP iktidarının laiklik karşıtı politikalarının en görünür olduğu alan eğitim.

Türkiye, eğitim alandaki çocuk istismarı, yolsuzluk, okullardaki laiklik karşıtı örgütlenme, şeriatçı yapılara verilen devlet destekleri ve gerici müfredat gibi konuları geçtiğimiz yıl, en çok Ozan Çepni imzasıyla okudu. Gazeteci, haberlerindeki duyarlılık ve alan takibindeki yetkinliği ile mesleğin gereklerini yerine getirmek konusunda oldukça nitelikli sonuçlar üretmekte.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Çepni, halkın haber alma hakkının aynı zamanda gazetecinin halka karşı sorumluluğu olduğunu da bilerek ve bu sorumluluğu yerine getirerek yaptığı “Sarıklı Cüppeli Ders”, “Bakanlığın Tarikat İtirafı”, “Yine Tarikat Yine İstismar” başlıklı haberler başta olmak üzere, toplumsal geleceğimize ilişkin bilinçlendirici haberleri nedeniyle, 2018 Mustafa Ekmekçi Haber Ödülü’ne değer görülmüştür.

Rafet Genç Haber Ödülü: NURCAN GÖKDEMİR

Bitmeyen rant projeleri – 2 Ocak SGK’yı batırdılar – 20 Temmuz Peki bunlar da mı ekonomik saldırı – 16 Ağustos Yandaşa güzellik, İstisna rantı: 11.4 milyar – 12 Eylül Kayırmanın soyağacı – 22 Eylül

BirGün

Üretim değil inşaat üzerine kurulu bir planlama, kamu mülklerinin özelleştirilmesine dayanan bir ekonomi, emekçilerin üzerine yüklenen vergilerle yürütülen bir maliye politikası…

Nurcan Gökdemir, domates, biber için kuyruklara mahkûm edilmiş bir halkın yarattığı ekonomik değerlerin akıbetini araştırıyor. Deneyimli gazeteci, devlette kurulan rant ağlarını deşifre ettiği titiz gazeteciliğiyle kamu kaynaklarının AKP eliyle nasıl rantlara dönüştürüldüğünün ve peşkeş çekildiğinin peşine düşüyor. BirGün gazetesinde çalışan Nurcan Gökdemir, “Bitmeyen rant projeleri”, “SGK’yı batırdılar”, “Peki bunlar da mı ekonomik saldırı”, “Yandaşa güzellik”, “İstisna rantı: 11.4 milyar”, “Kayırmanın soyağacı” başlıklı haberleriyle, Rafet Genç Haber Ödülü’ne değer görülmüştür.

Behzat Miser Kent Haber Ödülü: ÖZNUR KARSLI

Hasta doğanlar – 10 Nisan

Haber Türk

Dilovası, çevre felaketlerinin boyutlarını göstermesi bakımından belki de en önemli örneklerden biri. Dünya ortalamasının üç katı kanser vakası görülen Dilovası, düzensiz sanayileşme ve çevre tahribatı nedeniyle yaşanabilir olmaktan çıkan kentlerimizin durumunu gösteriyor bizlere.

Sermaye grubu tarafından “ekonomik gerekçeler” ortaya atılarak ani bir kararla geçen yılın temmuz ayında baskısına son verilen Haber Türk gazetesi muhabirlerinden Öznur Karslı, çevre haberciliğinin sönümlendiği, kent haberciliğinin unutulduğu; yurttaş yaşamlarının ancak cinayet ve tecavüz haberlerine konu olduğu günümüzde her gün maruz kalınan felaket koşullarını yerinde görmek, maruz kalan insanların yaşamlarını deneyimleyerek aktarmak ve sorunun gerçek boyutlarını kamuoyuna ulaştırmak için çaba göstererek yaptığı “Hasta Doğanlar” başlıklı haberiyle, Behzat Miser Kent Haber Ödülü’ne değer görülmüştür.


Röportaj Ödülü:  ATAOL BEHRAMOĞLU – HİLAL KÖSE – VEDAT ARIK

Direnenler - 24-28 Aralık 2018Cumhuriyet

Son yıllarda AKP iktidarının ve burjuvazinin adeta savaş açtığı emekçilerin bu koşullara yanıtı çoğu yerde direniş oluyor. Fakat böyle olduğu bilinmiyor. İşçi direnişleri ‘haber değeri’ taşımıyor. Hal böyleyken Ataol Behramoğlu, Hilal Köse ve Vedat Arık, üretenlerin direnişlerini, “yaşadıkları zulmün çaresini isyanda” görenleri Cumhuriyet gazetesinin sayfalarına taşıdı.

Direniş mekanlarını ziyaret ederek çalışma koşullarından duygu durumlarına, taleplerinden dayanışma örneklerine kadar oldukça kapsamlı ve açıklayıcı söyleşiler yaptılar. Bizlere umudun nerede olduğunu da hatırlattıkları ‘Direnenler’ söyleşi dizisiyle Behramoğlu, Köse ve Arık, Röportaj Ödülü’ne değer görülmüştür.

İzzet Kezer Fotoğraf Ödülü: TAMER ARDA ERŞİN

Komutanın Cumhurbaşkanı torunuyla selamlaşması – 9 Temmuz

Evrensel

2012’de Fas’ta bir resmi törende askeri erkan, kralın 9 yaşındaki oğlu Hasan’ın karşısında eğilmiş, çocuğun elini öpmüştü. O fotoğrafın simgelediği ilişki Türkiye’de, Meclis’te görüntülendi. Parlamenter rejimin bittiği, yeni sistemin ilk cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’ın ant içtiği tören sırasında askerler ve Erdoğan’ın ailesi oturumu protokol locasından izliyordu.

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz, Erdoğan’ın 12 yaşındaki torunu, Berat Albayrak’ın oğlu Ahmet Akif Albayrak ile sağcılara-MHP’lilere özgü kafa tokuşturma hareketiyle selamlaşıyordu. Meslektaşımız Tamer Arda Erşin, o anı yakaladı. Fotoğraftaki her bir unsur ayrı bir mesaj içeriyordu; bir araya geldiklerindeyse çok daha anlamlı bir tablo oluşturuyordu. Asker-siyaset ilişkilerinin geldiği noktayı, Türkiye’de parlamenter rejim yerine tek adam iktidarının kurulduğu günü simgeleyen fotoğrafıyla Tamer Arda Erşin, İzzet Kezer Fotoğraf Ödülü’ne değer bulundu.

Karikatür Ödülü: AHMET AYKANAT

Çocuk Gelin Karikatürü 

Çocuk gelinlerin sayısı ne yazık ki her geçen gün artıyor. İktidarın dayattığı gerici politikaların ve eğitimsizleştirmenin doğal sonuçlarından biri olan bu istismar türü, toplumsal yaşamımızın sağlıklı sürdürülebilmesinin de en büyük engellerinden birini oluşturuyor.

Bu sorunu karikatürün gücü ile çok çarpıcı bir biçimde gözler önüne serdiği ‘Çocuk Gelin’ karikatürüyle Ahmet Aykanat, Karikatür Ödülü’ne değer görülmüştür.


Televizyon Haber Ödülü: DAMLA YILDIZ SÖKEN, AYHAN DURSUN, ÖMÜR DİKME

İhalesiz İthal Et – 9 Ekim, 18 Ekim

FOX Ana Haber

Et ve Süt Kurumu 27 Eylül 2018 300 TIR’lık et ihalesi için başvuruculara bir günlük süre verdi. Oysa etler ocak ayından beri yurda geliyordu. Geliyordu ama ihalesi yapılmış mıydı? Fox TV haber merkezi, ısrarlı haberleriyle bu soruyu kovaladı, olayın üzerine gitti ve ithal etlerin ihalesiz alındığını ortaya çıkardı.

Yabancı tarım firması danışmanlığı görevinden bakanlığa atanan Bekir Pakdemirli, ısrarlı sorular karşısında ihale yapılmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Üstelik bunu büyük bir pişkinlikle “ihale sonradan yapılsa ne olur, ıvır zıvır işler” diyerek geçiştirmeye çalıştı ama olmadı. Bu olay bir bakanın, bir gazeteciyi “maskaralık”la suçlamasıyla değil, yılın en iyi televizyon haberi olarak hatırlanacak.

Özellikle görsel basına yönelik siyasi iktidar kaynaklı baskıların yoğunlaştığı bir dönemde, haber merkezinin gündemini halkın haber alma hakkı çerçevesinde oluşturan, bu yolda soru sormakta ve fikri takipte ısrar eden Fox Ana Haber’in yıl içinde yaptığı başarılı haberlerden biri olan ‘İhalesiz İthal Et’ haberiyle muhabir Damla Yıldız Söken ile kameramanlar Ayhan Dursun ve Ömür Dikme, 2018 Yılı Televizyon Haber Ödülü’nü kazandı.

 Televizyon Program Ödülü: AYŞENUR ARSLAN

Medya Mahallesi

Halk TV

Gazeteci Ayşenur Arslan, Türkiye medyasını ve gündemini Medya Mahallesi programıyla 2018’de de kamuoyuna anlatmayı sürdürdü. Titizlikle işlediği konuları, televizyon izleyicisinin en iyi anlayacağı dille aktardı. Televizyonların en etkili gazetecileri arasında başı çekmeye devam ediyor. O’nun usanmaz haberciliği ve etik ilkelere bağlılığı bizlere medyanın da ülkenin de nasıl olması gerektiğini anlattı, anlatıyor. Televizyon Programı Ödülü, bu etkili programcılığı nedeniyle Ayşenur Arslan’la Medya Mahallesi’ne verildi.

Radyo Program Ödülü: NİHAT SIRDAR            GÜÇLÜ METE

Nihat’la Muhabbet         Kripto Odası

Kafa Radyo 

“Nihat’la Muhabbet” ve “Kripto Odası” programları 2018’de de radyonun ana akımında dinleyiciyle ülke gündemini bir araya getirme başarısını gösteren nadir programlar arasında oldu. Nihat Sırdar ve Güçlü Mete, hazırladıkları programlarla hem gündemi aktardılar hem de aktardıkları haberlerde yazılamayan gerçekleri dile getirdiler. Sırdar, gazeteciliğin temeli soru sorma ilkesini, mizahla en iyi harmanlayan isim oldu; Mete enformasyon yığını içinden en önemli haberleri, satır aralarını açarak dinleyicisine aktardı.

Ana akımda gazetecisizleştirme sürecinden onlar da etkilendi ama mikrofonu kapatmadılar, dinleyicilerine bağımsız mecrada ulaşmaya başladılar. Tüm bu nedenler ve 2018 yılı boyunca sergiledikleri gazetecilik nedeniyle Radyo Programı Ödülü, Kafa Radyo’da yayınlanan “Nihat’la Muhabbet” ve “Kripto Odası” programlarına verilmiştir.

Yerel Medya Ödülü: BARIŞ ARSLAN – REŞAT YİĞİZ

Gözyaşlarıyla Yeni Yerinde! – 11 Eylül

Batman Çağdaş

Batman Hasankeyf’te Eylül ayında tarihi yapıların taşınması tamamlandı. Taşınma işlemleri ulusal medyada günlerce haber oldu. 800 ton ağırlığındaki İmam Abdullah türbesi özel taşıyıcı sistemle yeni yerine nakledilmişti. Orada yaşayanlar için taşıyıcı sistemin kaç tekerleği olduğunun ne önemi vardı ki? Çocukluklarından beri ziyaret ettikleri kapı komşuları koca türbe artık yoktu.

Batman Çağdaş gazetesinden Barış Arslan ve Reşat Yiğiz, haberi gördü. Taşınmayı “Gözyaşlarıyla Yeni Yerinde!” başlığıyla haberleştirdi. Herkes, türbenin kaç ton olduğunu, büyük taşınmanın kaç milyona mal olduğunu konuşurken, meslektaşlarımız, gazetelerinin sayfalarına türbenin eski komşuları Kesmeköprü köylülerini taşıdı. Batman Çağdaş gazetesi muhabirleri Barış Arslan ve Reşat Yiğiz, Yerel Haber Ödülü almaya hak kazandı.

Dayanışma Ödülü: CARGILL İŞÇİLERİ

Hemen her gün hak arama mücadelesi veren işçilerin emekçilerin direniş haberlerini duyuyoruz. Ülkenin pek çok kentinde sendikalı olduğu için işten atılan ve işi için eylem yapmaya başlayan, hak gaspına karşı fabrika önünde çadır kuran, ailecek direnişe başlayan yüzlerce işçi var. Medya ambargosuyla karşı karşıya kalsalar da sosyal medyadan ve alternatif kanallardan kamuoyuna ulaşmayı başarıyorlar.

Amerikalı gıda devi Cargill’in Bursa fabrikasında da 17 Nisan 2018’de 14 işçi sendikalı oldukları için işten çıkarıldı. Sendika üyeliği anayasal haklarıydı ama sayıları çok değildi, ‘sesleri pek duyulmaz, bir süre sonra konu kapanır’ diye düşünenlere karşı 14 işçi, soluksuz bir mücadele başlattı. Fabrika önünde direnişe geçtiler. İstanbul’a yürüdüler, eylemler yaptılar, gözaltına alındılar… Tam bir yıl oldu, maaş alamıyorlar. Kredi kartları, okul masrafları, kira, mutfak, polis copu, soğuk, yağmur, gözaltı… onları vazgeçiremedi.

2018’i direnişle geçiren Cargill işçileri, 2019’a da direnişle başladı ve herkesi dayanışmaya çağırdı. Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak çağrılarını saygıyla kabul ediyoruz ve biz de meslektaşlarımızı işçilerin yanında olmaya, onların sesini daha çok insana duyurmaya çağırıyoruz. Dayanışma Ödülü’müzü bu yıl Cargill işçilerine sunmaktan onur duyuyoruz.


 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   bilgi@cgd.org.tr