Basın Kartı sansür ve basına saldırının dayanağıdır, kaldırılsın
 26 Ağustos 2015, Çarşamba

 

Basın Kartı yönetmeliği değiştirildi. Öncesinde basın meslek örgütü ve sendika tarafından belirlenen Basın Kartı Komisyonunun yapısı değiştirilerek Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün Komisyonda belirleyici olması sağlandı. Ayrıca gazete sahiplerinin ve üst düzey yöneticilerinin de Komisyondaki temsilinin önü açıldı. TRT ve AA’da çalışan ve gazeteci olmayanların, kimi bürokrat ve siyasetçilerin de basın kartı alması mümkün hale getirildi.

Bütün bunlar kamuoyunda tartışılırken Komisyon üyelerinin yapısı öne çıkarılarak meslek örgütü temsillerinin düşürüldüğü vurgulandı ve bu değişikliğin AKP bürokrasisinin bu alana müdahalesi olduğu tespiti yapıldı. Bu tespitlere “verili durumda” katıldığımızı belirtmeliyiz.

Ancak mesele bu kadar basit değildir.

Basın kartı, devletin gazetecilik alanını düzenleyen önemli bir aparatı olarak sansürün en işlevsel dayanağıdır. Bu kart, devletin uyguladığı sansürün genelleşmiş halidir. Basın kartı alabilmek için gereken ve “basın sigortası” olarak bilinen 5953 sayılı kanuna bağlı olarak çalışma hakkı, sermaye medyası tarafından gasp edilmekte, gazetecilerin özlük haklarını yasal güvenceye alan bu kanun işverenler tarafından zaten uygulanmamaktadır. Hal böyleyken “sarı basın kartı”, çoğu basın çalışanı tarafından başvurusu bile yapılamayan bir “ayrıcalık” haline dönüşmüştür. Bu ayrıcalık devletin onay verdiği bir mekanizmaya bağlanmış, gazeteci olmak basın kartı sahibi olmakla neredeyse eş tutulmuştur. Öte yandan devlet kurumları kendi akreditasyon kurallarını ayrıca işleterek basın kartını bile işlevsiz kılabilmektedir. Özellikle Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Genel Kurmay Başkanlığının akreditasyon uygulamaları, iliştirilmiş gazetecilik yaratma çabalarıdır ve basın kartının neden olduğu sansürün kapsamını daha da genişletmektedir.

Yeri gelmişken söylemeliyiz ki meslektaşlarımız arasında da bu tür bir kanaatin her geçen gün yaygınlaştığını görmek üzüntü vericidir.

Demokrasinin Türkiye’den daha gelişmiş olduğu ülkelerde basın kartlarının düzenlenmesi devletin değil basın çalışanlarınca oluşturulmuş örgütlerin elindedir. Gazeteciliğin belirlenmesi ve tanımlanmasında devlet değil bizatihi basın çalışanları belirleyici olmalıdır.

Basın kartı başından bu yana halkın haber alma hakkı ile bu hakkı gerçekleştiren gazeteciler arasına devletin girmesine neden olmuştur. Bu yönetmelik değişikliği ile bu gerçek katmerlenmiş, sermayenin basın kartlarını ve dolayasıyla “kimin gazeteci olduğunu” belirlemedeki rolünün önü açılmıştır. Ayrıca AKP bürokrasisi,  basın kartının verdiği sınırlı “ayrıcalıkları” elde etmek için bu karta da üşüşmüştür.

Gazeteciyi gazeteci yapan basın kartı değildir

Her şey bir yana, hatırlanmalıdır ki Metin Göktepe basın kartı olmadığı için gazeteci sayılmamış, izlemek istediği habere giderken abluka altındaki ilçeye basın kartı olmadığı için sokulmamış, ardından gözaltına alınmış ve polis tarafından öldürülmüştür. Göktepe’nin gazeteci olmasını “engelleyen”  basın kartı uygulaması basına yönelik saldırıların da meşruiyet zemini haline getirilmiştir.Bununla paralel olarak basın kartı, toplumsal olayları takip eden gazetecilere dönük polis saldırılarının da “hukuki” dayanağı yapılmıştır. Basın kartının varlığı polis saldırısını engellemediği gibi yokluğu bu saldırıları neredeyse garantilemekte ve adeta haklılaştırmaktadır.Bilinmelidir ki Göktepe’yi gazeteci yapan “ basın kartı” değil halkın haber alma hakkını savunması ve gerçekleri açığa çıkarmak istemesidir ki gazeteciliğin gerçek tanımı da budur. Alanda görev yapan meslektaşlarımıza habercilik yaptıran da basın kartı değil meslek ilkeleri ve emekleridir.

ÇGD olarak basın kartı uygulamasının kaldırılması, gazetecilere verilecek kartların basın çalışanlarınca oluşturulmuş kurumlarca belirlenmesi, sansür anlamına gelecek her türlü yönetmeliğin iptal edilmesi gerektiğini belirtiyor ve tüm meslektaşlarımızı bunlar için ÇGD çatısı altında mücadele etmek etmeye çağırıyoruz.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ GENEL YÖNETİM KURULU



Medya, Toplum ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi konulu açıkoturum
Panel
Hrant Dink İçin Görev Başına
Çağdaş Gazeteciler Derneği 2006 Yılın Başarılı Gazetecilerini Açıkladı.
ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay´ın Hrant Dink´in Öldürülmesi İle İlgili Açıklaması
Metin Göktepe´nin Ölüm Yıldönümü Nedeniyle Ahmet Abakay´ın Açıklaması
Yılın Gazetecileri Yarışmasına Başvurular Başladı
İfade Özgürlüğü Ve 301. Madde Konferans Ve Paneli İlgi Gördü
Çgd Genel Başkanı Abakay Ecevit´in Cenaze Töreninde Özel Tv´lere Yasak Getirilmesini Kınadı
"10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü" Nedeniyle Çgd Genel Başkanı Ahmet Abakay´ın Açıklaması
Çgd Milliyet´in Foto Muhabiri Özsoy´a Yapılan Davranışı Kınadı
Mahmut Tali Öngören´i Anıyoruz
İstanbul´da devlet terörü estiriliyor. Bu, hükümetin aczini gösteriyor
ÇGD, Vatan Gazetesi muhabirlerine ve Yeni Şafak Gazetesine yapılan saldırıları kınadı
Çgd´den Uluslarası Gazeteciler Federasyonu´na (Fıj) Mektup
Çgd Ankara Şubesi Genel Kurulu Yapıldı
TBMM TCK 301´İ Gündemine Alıp Değiştirmelidir.
İşçi Sınıfının Başı Sağ Olsun
Ahmet Abakay´ın Başbakan´a Gönderdiği Mektup
Abakay´dan Erinç´e Mesaj
Genel Başkan Ahmet Abakay´ın İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu´ya Mektubu
Basına yine pranga
Kıbrıs´da Gazeteciye Bombalı Saldırı
ÇGD Ödül TÖreni
Basın Kartı Komisyonu Toplandı
157 gazeteci, yayıncı ve aktivist mahkemelerde
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay´ın Erdal İnönü ile ilgili açıklaması
ÇGD Hürriyet Muhabiri Kamuran Zeren´in işten atılmasını kınadı
G-9 Gazeteci Örgütleri platformu açıklaması
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklaması :
ÇGD, Latifi Tekin’e yapılan saldırıyı kınadı.
ÇGD Başkanı Abakay: Başbakan´ın Kampanya Çağrısını Çağdışı Buluyorum.
Yılın Başarılı Gazetecileri 2008 Yarışmasına Başvurular Başladı
PANEL DİKKAT, DİNLENİYORUZ!
2009 YILININ BAŞARILI GAZETECİLERİ
ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın Bülent Arınç’a yanıtı
Altan Öymen´le söyleşi
Selçuk Altan´la söyleşi
Jülide Gülizar’la söyleşi
<<< <
1 - 2 - 3 - 4
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2018   |   bilgi@cgd.org.tr