GAZETECİLİKTEN ETİK DEĞERLERİ ÇIKARDIĞINIZDA GERİYE KOSKOCA BİR HİÇ KALIR!
 03 Ağustos 2020, Pazartesi

Gazetecilik, diğer birçok mesleğe göre daha fazla etik değerler üzerinde var olmaktadır. Etik değerler; yürütülen faaliyetin yönü ve özünün amaçla tanımlanmasıdır ki gazetecilikten temel etik değerler çıkarıldığın da elde koskoca bir sıfır kalır. Yönünü güce göre belirleyen, acımasız reyting hırsının kurbanı; ne insani ne de mesleki hiçbir sorumluluk tanımayan bir faaliyetin, yıkıcılıktan başkaca bir şey sunması da olası değildir.

21. Yüzyıl’da basın ve medyanın üzerine düşen sorumluluk, önceki yüzyıla göre kat be kat artmıştır. Yetki ve özgürlükler arasındaki dengenin her geçen gün belirsizleştiği çağımızda, bu dengenin korunmasına ve yeniden kurulmasına en büyük katkıyı verecek olan mesleklerin başında tartışmasız gazetecilik gelmektedir. Gazetecilik mesleği; halkın doğruları öğrenme hakkı ile düşünce ve ifade özgürlüğüne dayalı toplumcu bir faaliyet olduğu göz önüne alındığında, özellikle günümüzde artarak gelen otoriter, denetimden uzak, güç zehirlenmesi yaşayan yönetimlere karşı panzehir niteliğindedir. Çünkü; hesap vermek istemeyen, hukuk dışına çıkan, toplumun geleceğini karartan kararlar alan yönetimlere karşı gazetecilik halk adına gözcülük ve denetim görevini yerine getirmektedir.

Mesleğimiz gazetecilik için bu çerçevede kılavuzumuz olan temel ilkelerden ikisini burada hatırlatarak, Temmuz ayı Medya Raporumuzun süresi içinde yaşanan iki örnekle Türkiye’de basın kuruluşlarının nasıl bir çıkmaz sokağa girdiğine işaret edeceğiz. Mesleğimizin öncelikli ilkelerinden biri şöyle: “Şiddet, zorbalık ve savaş kışkırtıcılığına araç olamaz. Barışı, ulusların ve halkların kardeşliğini, eşitliğini savunur; insanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Ulusal bağımsızlık ve demokrasiyi vazgeçilmez ilke olarak kabul eder. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde ve Helsinki Nihai Senedi’nde belirtilen ilkelere bağlı kalır.”; bir diğeri “Gazetecilikte, kanıtsız iddia ve suçlamaya, iftiraya, yalana, manipülasyona yer yoktur; kanıt ve belgeler tahrif edilemez; doğruluğu kesinleşmeyen haber, doğruymuş gibi sunularak okuyucu-izleyici yanıltılmaz. Her şeye karşın yanlışlığı ortaya çıkan haber ve yorum düzeltilir, yanıt ve düzeltme hakkı kullandırılır.”

Ne yazık bu iki ilke geçen ay da birçok kere çiğnendi. Ancak bunlar arasında iki örnek vardı ki ‘çiğnemek’ kelimesi bile yetersiz kaldı. Son dönemde konuklarıyla dikkat çeken Haber Global televizyonundaki “Jülide Ateş ile 40” programına, 23 Temmuz günü Haluk Kırcı isimli bir kişi çıkarıldı. Bu kişi Türkiye kamuoyunun, özellikle de sol kamuoyunun yakından tanıdığı bir isimdi. Haluk Kırcı, tuzağa düşürdükleri Türkiye İşçi Partili 7 genci 8 Ekim 1978 günü Ankara’nın Bahçelievler semtinde katleden, tarihe ‘Bahçelievler Katliamı’ olarak geçen, hüküm de giymiş eli kanlı biridir. Programda Kırcı, öldürdüğü yedi gençle ilgili, “Katliam değildi. Biz oraya intikam için gittik” ifadelerini kullanarak, kendini haklı göstermeye çalışmıştır. Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak; halkın doğru bilgilendirilmesi adına bazen katillere de mikrofon tutulacağı, böylelikle gerçeklerin ortaya çıkarılmasına katkı sunulabileceği görüşü yanında durmaktayız. Ancak sınırımız budur. Hiçbir basın kuruluşunun, bir katliamı meşru gösterme, bir katili kendini aklama zemine dönüşmesine ne anlayış gösteririz ne de görmezden geliriz. Buna anlayış göstermek de görmezlikten gelmek de katliama ortak olmak anlamına gelecektir. Haber Global televizyonu, bu yayından kaynaklı daha fazla zaman geçirmeksizin başta genç yaşta katledilenlerin anısından, yakınlarından ve Türkiye kamuoyundan özür dilemelidir. Burada savcılara da bir görev düştüğü kesindir. İşlediği cinayeti televizyon kanallarına çıkarak meşru göstermeye çalışan Haluk Kırcı hakkında ‘suçu ve suçluyu övme’ iddiasıyla dava açılması gereklidir, eğer Türkiye demokratik bir hukuk devleti ise.

Geçen ay mesleğimiz gazeteciliğin, ‘etik dışı’ demenin bile kifayetsiz kaldığı, ahlaksızca niyetlerle kullanıldığı bir olay da Sabah gazetesinde yaşandı. İktidarın propaganda aracı haline dönüşmüş bu gazete, yalan ve uydurmaya dayalı ve toplumu din üzerinden kutuplaştırmayı hedefleyen bir yayın yaptı. Geçen ayın Türkiye açısından en çok konuş(tur)ulan konularının başında Ayasofya’nın tamamında 86 yıl sonra namaz kılınabilmesiydi. Bu konu iktidar medyası tarafından olabildiğince köpürtüldü ve başta ekonomi, pandemi, dış politikadaki sorunlar, gazetecilerin tutuklanması olmak üzere birçok konunun önüne geçirildi. Bu yayınlar arasında Sabah gazetesinin 21 Temmuz günü yaptığı yayın, Türkiye basın tarihi açısından utanç verici düzeydeydi. Sabah gazetesi, Ayasofya’ya namaza gitme daveti tartışması üzerinden Muharrem İnce’nin “düşündüğü ama yapmadığı” bir açıklama olduğu iddiasıyla bir haber yayınladı. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancoğlu, “Ayasofya’da davet gelirse gideceğini söyleyen İnce gibi namaza gider misiniz?” sorusu üzerine “Muharrem Bey herkesin yerine gider.” yanıtını vermişti. Sabah gazetesinin, Kaftancıoğlu’nu Ayasofya ve İslamiyet üzerinden hedef gösterme arayışına bulduğu sonuç, Muharrem İnce’nin yapmadığı bir açıklamayı İnce’nin ağzından yazmak oldu. “Sen domuz eti ye ben namaza giderim” başlıklı haberde, “CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun, ‘Muharrem Bey herkesin yerine gider’ şeklindeki sözlerine İnce çok öfkelendi. İddiaya göre; İnce sosyal medya hesabından ‘Sen domuz eti yemeye devam et. Biz Ayasofya'da namaza gideriz’ şeklinde paylaşımda bulunmayı düşündü. Ancak son anda partinin üst düzey yöneticileri tarafından engellendi” denildi. Muharrem İnce habere, “İktidar medyası niyetimi okumuş, aklımdan geçenleri benim yerime düşünmüş, dibin dibi rezil bir habere imza atmış. Bunun sonu telepati, kahvenin dibi, telve veya papatya falıdır.” sözleriyle tepki gösterdi. Utanç verici bu yayın için ne Sabah gazetesi bir tekzip yayınladı ne de halkı kin ve düşmanlığa ittiği iddiasıyla savcılar hareke geçti.

Bu dönemde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, Basın Çalışanlarının Haklarının İyileştirilmesi Çalıştayı’nda yaptığı konuşma iktidarın basın özgürlüğüne nasıl baktığının özeti niteliğinde oldu. Altun, Türkiye’deki gazetecileri ikiye böldü, bir kısmını “yerli ve milli”, bir kısmını “ajan, provokatör, terörist” ilan etmekten çekinmedi. Altun’un “Manipülatif ve provokatif bilgi üreterek ülkesine karşı operasyon merkezlerine dönüşen bir kesim olduğunu üzülerek görüyoruz. Ne yazık ki bu kesimin yeri geldiğinde terör örgütlerinin propaganda aygıtı olarak devreye girdiklerini, ellerindeki medya gücünü bir silah olarak devlete ve millete doğrulttuklarını da müşahede ediyoruz… Bırakın artık bu coğrafyada, bu topraklarda 5. kol faaliyetleri sürdürmeyi ve gerçek anlamda 4. kuvvet olun. Demokrasi düşmanlığı yapmayın, demokrasimize hizmet edin” sözleri özgürlüklerin kısıtlanmasında sınır tanınmadığının belgesi olarak raporumuzda yer aldı.

Otoriter yönetim anlayışlarının başvurdukları ilk yöntem olan yasaklar geçen ay da eksik olmadı. Raporumuzdan takip edilebilecek geçen ayki yasak ve sansür uygulamalarından sosyal medyaya ilişkini olanı, öne çıkanlardandı. Temmuz ayının sonlarına doğru AKP ve MHP’den oluşan iktidar bloğu, aralarında Facebook, Twitter, Youtube gibi sosyal ağ sağlayıcılarına yönelik bir düzenlemeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçirdi. Düzenlemeyle; söz konusu sosyal medya ağları üzerinden görüşlerini paylaşan, tepkilerini ortaya koyan, habercilik yapan ve gerçeklerin sözcüsü olan kişi ve kurumlar üzerinde baskı oluşturulması hedeflenmektedir. Ayrıca geçmişe yönelik çeşitli içeriklerin (yolsuzluk haberleri, kirli siyasi ittifakları ortaya koyan açıklamalar vs.) internetten kaldırılmasını sağlayacak bu düzenlemenin düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğünü doğrudan sınırlayacağı kesindir.

Temmuz ayı içinde bir gazeteci silahlı saldırıya uğradı, iki gazeteci darp edildi, iki gazeteci ölümle tehdit edildi, baro eylemlerinde gazetecilere zor kullanıldı, iki gazeteci gözaltına alındı, beş gazeteciye soruşturma açıldı, iki gazeteciye toplam 22 yıl 3 ay hapis cezası veridi.

Türkiye’de son dönemde adeta kesintisiz yaşanan, bir yandan değerlerin kirletilmesi diğer yandan baskının artırılmasının devam edeceği gözükmektedir. İktidar bloğunun ve bu blok etrafından örülmüş çıkar gruplarının, düşüncelerin özgürce açıklanması ve bu yolla gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek için ellerinden geleni yapacağı ortadadır. Buna karşın bizler, faşizmin sıradanlaştırılmak istendiğini herkese göstermeye, ‘kral çıplak’ demeye devam edeceğiz.

 

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu

 


RTÜK, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DÜŞMANLIĞININ BAYRAKTARLIĞINI YAPMAKTA; FRENİ PATLAMIŞ KAMYON GİBİ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ EZİP GEÇMEKTEDİR!
YEREL BASINDA ÇALIŞAN MESLEKTAŞLARIMIZ YALNIZ DEĞİLDİR!
DANIŞTAY, BASIN KARTI İÇİN SİGORTA PRİMLERİNİN ÖDENMESİ KOŞULUNA YAPTIĞIMIZ İTİRAZI HAKLI BULDU!
GAZETECİLİKTEN ETİK DEĞERLERİ ÇIKARDIĞINIZDA GERİYE KOSKOCA BİR HİÇ KALIR!
GEÇTİK BAYRAMI GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ!
İçişleri Bakanı Soylu, RTÜK Başkanı Şahin ve BİK Genel Müdürü Duran İstifa Etmelidir!
GAZETECİLERİ SUSTURAMAZSINIZ!
GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR MESLEKTAŞLARIMIZ BIRAKILSIN!
KAMU KAYNAKLARIYLA BESLENİP BASININ BOĞAZINA ÇÖKEN, CELLAT KESİLEN KURUMLARI REDDEDİYORUZ! RTÜK VE BASIN İLAN KURUMU KURULUŞ AMAÇLARINA DÖNMELİDİR!
GAZETECİLİĞİ VİRÜS DEĞİL EMEKÇİ DÜŞMANI VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KARŞITI UYGULAMALAR TEHDİT EDİYOR!
AYM SİYASETİ DEĞİL ANAYASAYI ESAS ALMALI, GAZETECİLER SERBEST BIRAKILMALIDIR!
BUGÜN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SUÇ SAYANLAR, YARIN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ARAR DURUMA DÜŞEBİLİRLER!
DİKKAT! SORUMSUZ YAYINCILIK CAN ALIR!
Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş ile yazar Işık Kansu’yu kınıyoruz!
GAZETECİLİK YARGILANAMAZ!
GAZETECİLER ŞUBAT AYINDA SINIR TANIMAYAN SALDIRI VE BASKILARA UĞRADI
2019 YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜLLERİ BELİRLENDİ
GAZETECİLERE YÖNELİK SALDIRILARI VE MESLEKTAŞLARIMIZIN GÖZALTINA ALINMASINI PROTESTO EDİYORUZ
GÜNE TANIK, YARINA UMUT OLMAK İÇİN ÇIKTIĞIMIZ YOLDA 42 YAŞINDAYIZ!
İSTANBUL TEMSİLCİMİZ UĞUR GÜÇ’E AÇILAN DAVA, HUKUKU DEĞİL 'SARAY’I EKSEN ALMIŞTIR!
SİSTEMATİK BASKIYA KARŞI TEK ÇIKIŞ YOLU ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDİR!
Basın kartları üzerinde planlanan kirli oyunlara derhal son verilmeli! İletişim Başkanlığı, hukuksuz kararlarıyla açıkça suç işliyor!
ANADOLU AJANSI KAHİRE BÜROSUNDA GÖZALTINA ALINANLAR SERBEST BIRAKILMALIDIR!
Mesleğimiz ve Haklarımız İçin Mücadelemizi de Dayanışmayı da Büyütelim
Gerçeklerle yalanların keskinleştiği bir döneme giriyoruz. Medya hiçbir provokasyona alet olmamalı
Bursa'da örgütümüzü hedef alan 'Şehir Gazetesi'ni uyarıyoruz: GAZETECİLİK, NE BEZİRGÂNLIK NE DE HEDEF GÖSTERMEKTİR...
BASIN İLAN KURUMU'NU UYGULADIĞI CEZALARI KALDIRMAYA VE ŞEFFAF OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ
ÇGD "Yılın Başarılı Gazetecileri" yarışmasına başvurular başladı
KONU GAZETECİLİK OLUNCA AYM BİLE ANAYASAYI İHLAL EDECEK NOKTAYA DÜŞMÜŞTÜR!
Hürriyet işvereni suç işlemiştir, çürümüşlüğünü göstermiştir
Basın özgürlüğü tehdit değil, yarınlara güvenli bakabilmemizin teminatıdır!
"Antarktika Güney Kutbe ve Küresel Isınma" Belgesel Gösterimi
Cumhuriyet Gazetesi'ni sorumluluğa çağırıyoruz
24 TEMMUZ, BAYRAM DEĞİL BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜDÜR!
Türkiye'de basın özgürlüğü için tünelden önceki son çıkıştayız!
SETA, fişleme belgesi ile suç işlemiştir!
BASIN KARTI YÖNETMELİĞİNİN İPTALİ DAVAMIZDA CUMHURBAŞKANLIĞI SAVUNMA VERECEK
Bayramı cezaevinde geçirmek zorunda kalan gazeteciler yalnız değildir!
Gazetecilere yönelik saldırılara iktidar tepki vermelidir
TRT halkındır, şirketleştirilemez
24. Olağan Genel Kurul Duyurusu
2018 YILI BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜLLERİ BELİRLENDİ
İzmirGazetesi’ndeki meslektaşlarımızın hakları bir an önce verilmelidir!
ÇGD 41 Yaşında
Gazeteciler İşsiz, Gazeteler Habersiz
ÇGD "Yılın Başarılı Gazetecileri" yarışmasına başvurular başladı
Gazeteciler sarayın memuruna dönüştürülmek isteniyor, reddediyoruz!
ÇAĞDAŞ GELENEĞİ BURSA ŞUBEMİZLE GÜÇLENİYOR
ANKA'ya Kilit Vuranlar, Hesabını Vermelidir
Basın Özgürlüğü Olmadan Cumhuriyet; Cumhuriyet Olmadan Basın Özgürlüğü Olamaz! Yaşasın Cumhuriyet!
M. Tali Öngören'i özlemle anıyoruz
GAZETECİ COŞKUN'A HAPİS CEZASI, BAĞIMSIZ YARGININ DEĞİL PARTİLİ YARGININ KARARIDIR
MESLEĞE BİR DARBE DAHA!
BİZ UTANMAYACAĞIZ “GAZETECİ” DİYENLER UTANMAYA MAHKUMDUR
BAĞIMSIZ, ÇOĞULCU VE ÖZGÜR BASIN İÇİN DAYANIŞMA VE MÜCADELEYE
1 MAYIS İŞÇİ VE EMEKÇİ BAYRAMI'NDA ALANLARDAYIZ
2017 YILININ BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜL TÖRENİ
DOĞAN VE DEMİRÖREN GRUPLARINA SORUMLULUK ÇAĞRISI!
BU TARİHİ AYAR SADECE MEDYAYA DEĞİL TÜM TOPLUMA SUS İŞARETİDİR...
Onlar Çocuklarına Onurlu Bir Gelecek Bırakacak Ya Siz?
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ 2017 YILININ BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜLLERİ
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ 40 YAŞINDA
UĞUR MUMCU GAZETECİLİĞİ ÖLÜMSÜZDÜR!
10 OCAK’I KUTLAMIYOR, OHAL REJİMİNİ REDDEDİYORUZ
ÇGD'DE GÖREV DEĞİŞİMİ
TEVFİK KIZGINKAYA GENEL BAŞKANLIK GÖREVİNDEN AYRILDI
Cumhuriyetçilerin hukuksuz tutukluğuna son verilmelidir!
ÇGD'NİN "YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ" YARIŞMASINA BAŞVURULAR BAŞLADI
SOSYAL BİLİMLER KONGRESİ'NE KATILIM
"SANİYELİK TWEETE 3 YIL HAPİS VERENLERE, 'ÖMÜR BOYU BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DÜŞMANI ÖDÜLÜ' VERİLMELİDİR"
MUHABİRDEN MUHBİR YARATAMAZSINIZ!
Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Basın Özgürlüğü!
Gazetecilere yönelik baskılar bumerang gibidir, döner sizi vurur!
MESLEKTAŞLARIMIZA YÖNELİK SALDIRIYI KINIYOR, GERÇEKLERİN SÖZCÜSÜ OLACAĞIMIZI BİR KEZ DAHA HATIRLATIYORUZ!
RTÜK’E VATAN ŞAŞMAZ ÇAĞRISI
Tevfik Kızgınkaya'nın Adalet Kurultayı'nda "Medya ve Tarafsızlık" konulu toplantıda yaptığı konuşmanın metni
ÇGD, AB'nin ifade özgürlüğü konferansına davet edildi
MİT TIR’ları davasından çıkan ceza hukuka ihanet, gazeteciliğin başına silah dayamaktır
Arda Turan zihniyetini kınıyoruz
Gazetecileri tutuklayabilirsiniz ama gazeteciliği asla!
Sözcü’ye yönelik operasyon derhal durdurulmalıdır!
Mustafa Ekmekçi'yi anıyoruz
Gazeteci Güven’in tutuklanması, adaletin yok edildiğinin son kanıtıdır!
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE BUGÜN BİR KELEPÇE DAHA TAKILDI; YÖNETİCİMİZ KAPLANOĞLU DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR!
BASINI ÖZGÜR OLAMAYAN BİR ÜLKENİN, NE BUGÜNÜ NE DE GELECEĞİ ÖZGÜRDÜR
1 MAYIS'TA ALANLARDAYIZ!
Wikipedia'ya yasak kabul edilemez
ÇGD 23. Dönem yönetimi göreve başladı
1 MAYIS'TA ALANLARDAYIZ
Demirhan derhal serbest bırakılmalıdır
Çağdaş Gazeteciler Derneği 23. Olağan Genel Kurul duyurusu
Cumhuriyetçiler derhal salıverilmelidir!
Çağdaş Gazeteciler Derneği 23. Olağan Genel Kurul duyurusu
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ, YAŞASIN ÇGD!
ÇGD YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2016
Bir sonraki aşama Saray odaları mı?
Uğur Mumcu’yu anan gazeteci Deniz’in işine son verenler suikasta ortak olmuştur!
Yılın Başarılı Gazetecileri 2016 yarışmasına başvuru süresi uzatıldı
Kenan Kırkaya’nın gözaltına alınması haksız ve hukuksuzdur!
"YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2016" BAŞVURULARI BAŞLADI
1 - 2 - 3 - 4
> >>>
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2020   |   bilgi@cgd.org.tr