Ne darbe ne diktatörlük, halka ve gazetecilere yönelik tüm saldırıları kınıyoruz
 16 Temmuz 2016, Cumartesi
ÇGD: Darbe girişimi bahane edilerek yeni bir otoriterleştirme dalgası kabul edilemez

Cumhuriyet tarihinin en önemli ve geleceği en çok etkileyecek günlerinden geçiyoruz. Dün yaşanan darbe girişimi, son yıllarda iyice yara almış demokratik yaşamın zafiyetini göstermektedir. Sokaklarda çatışmaların yaşandığı, TBMM başta olmak üzere kimi kurumların bombalandığı, sivil vatandaşlara dönük silahlı saldırıların gerçekleştirildiği bu girişim, ülkeyi tekrar bir darbe karanlığına sürüklemek isteyenlerin varlığını göstermiştir.

Başarılı olması halinde halka dönük yeni bir saldırı dalgası haline gelme ihtimali yüksek olan bu girişim, başta basın-yayın faaliyetleri ve haber alma hakkı olmak üzere tüm demokratik mekanizmaların rafa kaldırılmasını getirecek gayri meşru bir harekettir.

Bu darbe girişimi kadar, hatta söz konusu girişim önlenmiş olduğuna göre, en az onun kadar tehlikeli olan bir başka olgu daha mevcuttur ki o da bu girişimin bahane edilmesiyle ülkede yeni bir otoriterleşme dalgasının yükselmesi ihtimalidir. Bu kabul edilemez.

Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar ve hatta polis teşkilatı tarafından sokağa çıkma çağrısı yapılması, iç savaş görüntülerinin yaşanmasına neden olmuştur. Ülkenin tüm camilerinde, dün gece saatlerinden şu saatlere kadar süren ezan ve sela okunarak, yer yer “cihat” çağrısı yapılarak halkı sokağa davet etmek, yaşanacak olası ölümleri teşvik etmektir. Camilerde yapılan bu çağrılar, halkın dini duygularına dönük bir çağrıdır ve yaşananları din eksenli anlamlandırmak gibi bir anlayışa neden olmaktadır.

Nitekim bu çağrılar sokağa çıkanlarda bir öfkeyi ve silahlanmayı beraberinde getirmiştir. Bir askerin boğazının kesilerek öldürülmesi, emir altındaki rütbesiz askerlerin linç edilmesi, atılan hakim sloganın tekbir olması, sunulduğu gibi “demokrasi savunusu” değil, gerici bir ayaklanma görüntüsü vermektedir. Bu ve bunun gibi olaylar ile simgesel hareketler, demokrasi savunusundan çok, otoriter yönetimlerin cesaret kaynağı haline gelme riski taşımaktadır.

Türkiye’nin AKP yönetiminde geçen son 14 yılı, demokratik tüm kurum, kuruluş, ilke ve teamüllerin büyük tahribata uğradığı bir dönemdir. Bu gerçek göz önüne alındığında dün geceki darbe girişiminin, yeni diktatöryal uygulama ile düzenlemelerin gerekçesi ve başlatılacak cadı avlarının da meşruiyet kaynağı haline getirilmesi ihtimali yüksektir. Sosyal medyaya yansıyan kimi görüntülerde, “yetkililerin çağrısıyla savaşmaya geldi”ğini söyleyen İslamcı terör örgütü üyelerinin varlığı büyük bir endişe kaynağıdır. Darbe karşıtlığı adı altında, başta laiklik olmak üzere sosyal hukuk devletinin kazanımlarının eskisinden daha çok saldırıya uğraması ihtimali hiç uzak görünmemekte, başkanlık ve rejim tartışmalarının giderek artacağı tahmin edilmektedir. Tüm bunlar, demokrasinin rafa kaldırılması için önemli adımlar haline getirilebilir. Bu halde, toplumun özellikle örgütlü güçleri olmak üzere herkesin bu tür anlayışların karşısında olması gerekmektedir.

Böyle dönemlerde unutulmamalıdır ki gazetecilik, temel olarak halkın haber alma hakkının ve ifade özgürlüğünün gerçekleştirilmesi mesleğidir. Gazeteciler bu görevlerini yerine getirirken mesleğin evrensel ilkelerinden ödün vermemeli, kendilerini bir siyasi partinin sözcüsü durumuna düşürmemeli ve demokrasiyi savunurken hukuk ilkelerini çiğnememelidir. Ülkemiz, içinden geçtiğimiz süreçte idam çığırtkanlıklarına değil hukuk ve demokrasi çağrılarına ihtiyaç duymaktadır. Gazetecilerin kamusal sorumluluğu, işte bu çağrıları çoğaltmayı gerektirmektedir. Gazeteciler ekranlardan ve köşelerinden hukuku çiğneyemez, yetkilileri ve toplumu hukukun çiğnenmesine davet edemez.

Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, halka, toplumsal barış ve huzura, halkın temel hak ve özgürlüklerine, basın ve ifade özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına karşı girişilmiş her türlü darbenin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Öte yandan darbe karşıtlığı görüntüsü altında girişilecek her türlü gerici ayaklanmaya ve bütün diktatöryal girişimlere karşı da aynı kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.

Tüm yetkilileri, gazetecilerin halkı bilgilendirme görevlerini yaparken güvenliklerinin sağlanması ve bilgi akışının açık tutulması için gereken tüm tedbirleri almaya çağırıyoruz. Meslektaşlarımızı da mesleğin evrensel ilkeleri ve ifade özgürlüğü ekseninden ayrılmadan, halkın haber alma hakkını gerçekleştirmeye davet ediyoruz.

Basına yönelik gerek darbe girişimcilerinden gerek protestoculardan gelen saldırıları kınıyor, olaylar sırasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralananlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU



ÇGD, Vatan Gazetesi muhabirlerine ve Yeni Şafak Gazetesine yapılan saldırıları kınadı
Çgd´den Uluslarası Gazeteciler Federasyonu´na (Fıj) Mektup
Çgd Ankara Şubesi Genel Kurulu Yapıldı
TBMM TCK 301´İ Gündemine Alıp Değiştirmelidir.
İşçi Sınıfının Başı Sağ Olsun
Ahmet Abakay´ın Başbakan´a Gönderdiği Mektup
Abakay´dan Erinç´e Mesaj
Genel Başkan Ahmet Abakay´ın İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu´ya Mektubu
Basına yine pranga
Kıbrıs´da Gazeteciye Bombalı Saldırı
ÇGD Ödül TÖreni
Basın Kartı Komisyonu Toplandı
157 gazeteci, yayıncı ve aktivist mahkemelerde
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay´ın Erdal İnönü ile ilgili açıklaması
ÇGD Hürriyet Muhabiri Kamuran Zeren´in işten atılmasını kınadı
G-9 Gazeteci Örgütleri platformu açıklaması
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklaması :
ÇGD, Latifi Tekin’e yapılan saldırıyı kınadı.
ÇGD Başkanı Abakay: Başbakan´ın Kampanya Çağrısını Çağdışı Buluyorum.
Yılın Başarılı Gazetecileri 2008 Yarışmasına Başvurular Başladı
PANEL DİKKAT, DİNLENİYORUZ!
2009 YILININ BAŞARILI GAZETECİLERİ
ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın Bülent Arınç’a yanıtı
Altan Öymen´le söyleşi
Selçuk Altan´la söyleşi
Jülide Gülizar’la söyleşi
<<< <
1 - 2 - 3 - 4
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2018   |   bilgi@cgd.org.tr