13
Mayıs
2008
G-9 Gazeteci Örgütleri platformu açıklaması

Ankara'da 11 Gazeteci örgütünün oluşturduğu "G-9 Gazeteci Örgütleri platformu" 3 mayıs "Dünya Basın Özgürlüğü Günü" nedeniyle açıklama yaptı.

Güvenpark'ta toplanan basın meslek örgütlerinin temsilcilerinin ortak açıklamasını ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay okudu.

1 mayıs'ta İstanbul'da yaratılan terör ortamı nedeniyle İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve Hükümetin protesto edildiği açıklama şöyle:

Gazeteciler, ne yazık ki, Dünya Basın Özgürlüğü günü 3 Mayıs'ı, dünyanın hemen her yerinde, geçmiş yılları da aratan koşullarda karşıladılar. Bir taraftan siyasal iktidarların özgür basını hedef alan saldırıları, diğer taraftan aşırı ticarileşme ve yoğunlaşma koşulları ve bütün bunların paralelinde gerçekleşen teknolojik gelişmeler medya çalışanlarını daha olumsuz koşullarda çalışmaya mahkum ediyor. Küresel düzeydeki haber akışının, asıl işleri gazetecilikten başka her şey olan birkaç dev grup tarafından kontrol ediliyor olması, buralardan gelen bilgilerin doğruluğundan emin olmayı olanaksız kılıyor.

Öte yandan, bu ülkenin gazetecileri olarak, hemen her toplumsal olayda polis şiddetinin hedefi oluyoruz. İstanbul'da dehşet görüntülerinin hakim olduğu 2 gün önceki 1 Mayıs'ta da, Valilik, görev yapan gazetecilere karşı dikkatli davranılması konusunda uyarılmış olmasına karşın, meslektaşlarımıza kaba kuvvet uygulandı: Cop darbesiyle bir gazetecinin kolu kırıldı, bir başkası başına aldığı darbeyle hastanelik oldu, iki gazetecinin ise kameraları zarar gördü. Dünya Basın Özgürlüğü gününü anarken, gazetecilere şiddet uygulanmasını kınıyor; yaşananlardan dolayı İstanbul Emniyeti'ni, Valiliği ve Hükümeti protesto ediyoruz.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1993 yılında 3 Mayıs'ı Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak ilan ederken, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 19. maddesine dikkat çekerek, "bağımsız, çoğulcu ve özgür basının tesis edilmesi, korunması ve geliştirilmesinin; ekonomik kalkınma ve bir ulusta demokrasinin korunması ve geliştirilmesi için şart olduğu" gerçeğinden hareket etmişti. 19. madde, "herkesin düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip olduğu; bu hakkın, hiçbir müdahale olmaksızın düşünce sahibi olma özgürlüğünü, bilgi ve kanaatleri herhangi bir iletişim aracıyla ve sınır tanımaksızın araştırma, elde etme ve yayma hakkını içerdiği"ni vurgular.

Ne yazık ki, gerek fiili ve fiziki saldırılar, gerek anti-demokratik yasalar gerekse de medya sahiplik yapısının gazetecileri mahkum ettiği iş güvencesinden yoksun çalışma koşulları bu hakkın kullanılmasını ciddi ölçüde engelliyor.

2007'de dünya genelinde öldürülen gazetecilerin sayısı, son 5 yılda sürekli artarak, 87'ye ulaştı. Meslektaşımız Hrant Dink'in katli ve yargı sürecinde adaletin yerine getirilmesi önünde karşılaşılan engeller, biz Türkiye gazetecilerinin can güvenliği konusundaki endişelerimizi de artırmaktadır.

TCY'nın 301. maddesinden yargılananların sayısının 2000'e yaklaşması ve yasada yapılan değişikliğin beklentiyi karşılamaktan uzak olması ile yasalarımızda kısıtlayıcı başka maddelerin de bulunması, ifade özgürlüğü açısından bir başka olumsuzluktur. Bu olumsuzlukların hedefinde de asıl olarak muhalif medya oturtulmaktadır.

Ülkemizin, son birkaç 3 Mayıs'ı, askeri darbe ve şeriat tartışmaları arasında karşılıyor olması da ayrı bir endişe nedenidir.

Mevcut siyasal iktidar, genel olarak yapılanı yaparak, iradesini basın ve ifade özgürlüğünü geliştirmekten çok, kendi yandaş medyasını yaratmaktan yana kullanmış ve son birkaç yılda medya-siyaset ilişkisinin çarpıcı bir yansıması olarak mevcut iktidara yakın ciddi bir medya gücü oluşmuştur.

İktidar, gazetecilerin örgütlenme ve sendikal birlik çabalarının önünü açıcı adımları değil, yıpranma gibi kazanılmış haklarını da budayarak onları medya patronları karşısında daha güçsüz kılıcı politikaları yeğlemiştir.

Biz gazeteciler, asıl sorumluluğumuzun ülkenin insanlarına karşı ve görevimizin de kamuoyunu doğru bilgilendirmek olduğu bilinciyle; daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi taleplerimizi yükseltmeye devam edecek ve daha iyi bir yaşam mücadelesinde hep halkımızın yanında olacağız.

Siyasi iktidarın şimdiye kadarki performansının, basın özgürlüğü ve sendikal haklar konusunda yasal iyileştirmeler yapılabileceği umudumuzu büyük ölçüde sarmış olduğunu vurgulamalıyız. Yine de, hükümeti, gazetecilerin özgürce çalışması önüne engeller çıkarmamaya, eleştirilere tahammüllü olmaya, medyayı tehdit eden ve hedef gösteren söylemlerden kaçınmaya ve basın emekçilerinin örgütlenme hakkını kullanabilmelerinin önünü açmaya çağırıyoruz.

Basın özgürlüğünün yalnızca gazeteciler için özgürlük değil, ama asıl olarak herkesin demokratik bir toplumda yaşamasının en önemli garantisi olduğunu anımsatmak istiyoruz.

İyi bilinmeli ki, basın özgürlüğünün olmadığı yerlerde, ne demokrasi vardır ne de özgür vatandaşlar!

G-9 GAZETECİ ÖRGÜTLERİ PLATFORMU

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Ankara Temsilciliği
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD)
Foto Muhabirleri Derneği (FMD)
Ekonomi Muhabirleri Derneği ( EMD)

Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD)
Profesyonel Haber Kameramanları Derneği (PHKD)

Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV)
Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği
Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (Haber-Sen)


 
5
Mayıs
2008
ÇGD, Vatan Gazetesi muhabirlerine ve Yeni Şafak Gazetesine yapılan saldırıları kınadı

Çağdaş Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle:

Son zamanlarda gazetecilere ve gazetelere yönelik saldırılar artış gösterirken son 24 saat içinde iki yeni saldırı olayı meydana gelmiştir.

İsmailağa cemaati ile ilgili haber yapmak için Beykoz-Çavuşbaşı’ndaki villaya giden Vatan Gazetesi muhabirleri İlker Akgün ile Alper Uruş söz konusu binadan çıkan bir grubun saldırısına uğramış, dövülmüşler, görev yapmaları engellenmiştir.

Bir süre önce cinayetle sonuçlanan Linç olayı ile Türkiye’nin gündemine gelen İsmailağa cemaati ile ilgili haber yapmak hiçbir gerekçe ile saldırı nedeni olamaz.

Bu saldırganların belirlenerek gereken cezaya çarptırılmalarını bekliyoruz.

Bir diğer üzüntü verici olay ise Yeni Şafak Gazetesinin merkez binasına dün gece silahlı saldırıda bulunulmasıdır.

Gazetelerin ve gazetecilerin silahlı ya da silahsız saldırılarla görevlerini yapmaları hiçbir şekilde engellenemez.

Emniyet görevlilerinin Yeni Şafak Gazetesine silahlı saldırıda bulunanları ve varsa arkasındaki azmettirenleri acilen bulup yargı önüne çıkartılmalarını talep ediyoruz.

ÇGD yönetim kurulu olarak, Yeni Şafak Gazetesine ve Vatan Gazetesi muhabirlerine geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.


 
1
Mayıs
2008
İstanbul'da devlet terörü estiriliyor. Bu, hükümetin aczini gösteriyor

ÇGD Genel Başkanı Abakay: “Eğer devlet zalimleşmişse buna başkaldırmak meşrudur.”

ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklaması şöyle:

“ İstanbul’da DİSK, KESK ve Türk-İş’in öncülüğünde düzenlenen 1 Mayıs kutlamaları, sabahın erken saatlerinde başlayarak, devlet terörü ile karşı karşıya kalmıştır.

1 Mayıs kutlamalarını izlemekle görevli çok sayıda gazeteci, polisin su sıkması, gaz bombası ile saldırması sonucu görev yapamaz hale gelmiş, ayrıca gazeteciler, polisin fiili saldırısına uğramıştır.

Bir Devlet Bakanı, yaptığı açıklamada, bu kutlamalarla ‘devlete meydan okunduğunu’ söylemektedir.

Bu bakan bilmelidir ki eğer bir ülkede devlet zalimleşmişse, bu zalim devlete başkaldırmak meşrudur.

Bugünkü iktidar da devlet gücünü kullanarak halka, işçi sınıfına, emekçilere zalim davranmaktadır. İktidar, tüm İstanbul’u terör alanı haline getirmiştir.

İktidarın bu zulmü ve acizliği asla affedilmeyecektir.


 
13
Subat
2008
Medyayı suçlayan Başbakan, ciğerleriyle değil aklıyla konuşsun

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklaması şöyle:

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin TBMM grup toplantısında, kendilerinin yarattığı türban gerilimini basının üzerine yıkmaya çalışmış, kendisini eleştirenlere, uyaranlara gazetelerinde ve ekranlarında yer veren medyayı sert dille suçlamıştır.

Topluma örnek olması gereken başbakanlar, ülke yöneticileri serinkanlı, ağırbaşlı olmakla, kışkırtıcı olmamakla yükümlüdürler.

Sayın başbakan bu hırçınlığına gerekçe olarak da, “ben ciğerimle konuşuyorum” diyor.

Sayın başbakan ciğerinizle, böbreğinizle değil, aklınızla, mantığınızla konuşun. Bu sözler topluma kötü örnektir. Bunu duyan birileri çıkar, pazusuyla, bileğiyle, tekmesiyle konuşmaya kalkar.

Tüm medyanın, basının sizi, iktidarınızı desteklemekle, şakşaklamakla yükümlü olduğunu sanmayın. Demokrasilerde böyle bir şey yok. Yüzde 47 alan medyayı da teslim alır diye bir uygulama yok. Demokrasilerde medya iktidarları eleştirir, uyarır. Medya, bu hakkını ve görevini de anayasadan, yasalardan alır.

Toplumda bir gerilim, bölünmüşlük varsa bu AKP iktidarının MHP ile birlikte getirdiği türban ile ilgili anayasa değişikliği nedeniyledir. Başbakanın tutumu nedeniyle de Türkiye’de hukukun üstünlüğü ağır zarar görmüş, hukuk devleti zedelenmiştir.

Anayasa değişikliği daha kesinleşmeden, onaylanıp yürürlüğe girmeden, YÖK yasası değişikliği daha TBMM de görüşülmeden üniversitelerde fiili uygulama başlamış, olmayan bir hukuki düzenleme en azından zamanı gelmeden uygulanmaya başlamıştır. Başbakan önce hukukun üstünlüğünü sağlamaya çalışmalı ondan sonra başkalarını eleştirmelidir. Ama ciğerleriyle değil, aklıyla, beyniyle, mantığıyla.”


 
4
Subat
2008
Çgd, 2007'nin Başarılı Gazetecilerini Açıkladı

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu’nun belirlediği “2007 Yılının Başarılı Gazetecileri” şöyle:

ÇGD “ ÖZEL ONUR ÖDÜLÜ” nün Türk Basın tarihine ışık tutan eserleri, çalışmaları nedeniyle Gazeteci-Yazar Orhan KOLOĞLU’na verilmesi kararlaştırılmıştır.

Uğur Mumcu Ödülü

Murat Kışlalı-Emine Kaplan (Cumhuriyet), “İşte AKP Anayasası”

Mustafa Ekmekçi Ödülü:

Fikret Bila,( Milliyet), “Komutanlar Cephesi” (Emekli Generaller Konuşuyor)

Mahmut Tali Öngören Ödülü:

Adnan Gerger (NTV), “Irak’taki Kayıp Silahlar Türkiye’de kullanıldı “

Haber:

Uğur Ergan (Hürriyet), “Cumhurbaşkanı Gül Huzura Çağrıldı” (Rafet Genç Ödülü)

Veysi Sağlam (Sabah-Antalya) , “Katliam’ın Fotoğrafı”

Arzu Çakır Morin (Taraf), “Sarkozy’nin Kökeni Osmanlı’ya Dayanıyor”

Röportaj:

Özlem Zorcan (Birgün), “ABD’li Barış Annesi Sheean:Bush’u Dinlerken Nefretle Doluyorum”

Sabine Erkuş-Nihal Kocabay (Bizim Gazete ), “Gözyaşının Renginde Buluşan Kadınlar” (Araştırma-Röportaj)

Fotoğraf:

Selahattin Sönmez (T.Daily News ), “Toprak Ana ”

Cem Özdel (Anadolu Ajansı-Antalya), “Siniyle Kayak Keyfi”

Karikatür:

Turgay Karadağ (Referans ) , 4 aralık2007 günü yayınlanan “Çözüm Masası”alt yazılı karikatür.

Sayfa Düzeni:

Sertaç Bala (T.Daily News) ,

Hikmet Uçar (Hürriyet-Ankara)

Televizyon Programı:

Yaşar Taşkın Koç ( TV.24 ), “Keşke Olmasaydı” (programında Deniz Gezmiş ve Kazım Koyuncu bölümleri)

Soner Yalçın (CNN Türk ), “Oradaydım”

Alican Özinanır (TRT) , “Damal’ın Bebekleri”

Gökhan Küçükkaplıdağ (Olay-TV.-Haber), “Parantez"

Radyo Programı:

Funda Celasun (TRT Ankara Radyosu),”Konuşa Konuşa” (Organ Nakli ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programları)

Özel Dayanışma Ödülü:

Yıl içinde baskı altında tutulan ve defalarca kapatılan , “Gündem Gazetesi”

Kent Haber:

Ferhat Demircan (Anadolu Ajansı) , ”Başkentte Ulaşım Çıkmazı “

Yerel Basın:

Cumhur Kılıççıoğlu (Siirt Mücadele), “Yeni Dünya Düzeni İçin Bediüzzaman Okuyun” (Haber)

Burcu Durmuşoğlu (Eskişehir- Sakarya), “Spor Medyasında Kadın Eli”(Röportaj)

Sevil Köse (Eskişehir Anadolu Üniversitesi Haber Merkezi), “Türkan Saylan” röportajı (Özendirme)

Göksu Koç: (Bafra Haber) , “Biz de Artık Konuşuyoruz” (Makale)

Ali Cevat Uğraş ( Anayurt) , “Küreselleşme” (Fotoğraf )


 
24
Ocak
2008
Cumhurbaşkanı Gül, karikatüristlerden davacı olmadığını açıklasın

ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklaması şöyledir:

“Şişli Cumhuriyet Savcılığı, karikatürist Musa Kart ve Zafer Temuçin hakkında, çizdikleri karikatürlerde Cumhurbaşkanına hakaret ettikleri gerekçesiyle dava açmıştır.

Bu dava Cumhurbaşkanının talebi üzerine mi yoksa resen mi açılmıştır, bilemiyoruz.

Demokrasinin, eleştirinin, ifade özgürlüğünün olduğu ülkelerde, ülkeyi yönetenlerin eleştirilmesi suç olamaz.

Önerimiz, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül bu olaydan davacı olmadığı açıklamalı, savcılığın olaylara özgür ve çağdaş bakmasını sağlamalıdır.

Cumhurbaşkanımız, örneğin Fransa’da Cumhurbaşkanı Sarkozy’i ve ABD Başkanı Bush’u yerden yere vuran yazarlar ve çizerler için davalar açmadığını da anımsayarak, demokrasilerde eleştiri ve ifade özgürlüğünün esas olduğunu hatırlamalıdır.”


 
23
Ocak
2008
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu'nun Uğur Mumcu ile ilgili açıklaması

“Derneğimizin üyesi, meslektaşımız, ustamız Uğur Mumcu’yu, aramızdan ayrılışının 15. yılında özlemle ve sevgiyle anıyoruz.

Mumcu, yolsuzluk ve yoksulluktan arınmış “Tam Bağımsız Türkiye” ideali için halkını aydınlatmaya çalıştı. Ancak, üzerine gittiği, ”Siyaset-Tarikat-Ticaret “ ile simgelenen şeytan üçgeninin kurbanı oldu.

Ülkemizde son 100 yıl içinde 62 gazeteci siyasi cinayetler sonucu öldürüldü.1909’da öldürülen Hasan Fehmi Bey, bir yıl sonra Ahmet Samim ve sonraları Sebahattin Ali, Abdi İpekçi, İlhan Erdost, Musa Anter, Turan Dursun, Çetin Emeç, Metin Göktepe, Hrant Dink ve Uğur Mumcu bunlar arasında ilk akla gelenler.

Bu ülkede ortalama her 1.5 yılda bir gazeteci öldürülüyor. Bu cinayetlerin hepsinin arkasında tam aydınlatılmayan, ortaya çıkarılamayan, devletin çeşitli kademelerinde odaklanmış, tetikçileri yer yer kimi güvenlik görevlileri tarafından korunan, zaman zaman delilleri karartan güçler olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla da ülkeyi yönetenlerin ciddi sorumlulukları ya da sorumsuzlukları ortaya çıkıyor.

Uğur Mumcu ve benzer siyasi cinayetlere kurban gidenlerin tetikçilerini ve bunlarla birlikte azmettiricilerini ortaya çıkaramayan hiçbir hükümet, hiçbir yönetim, ‘ben iktidarım’ diyemez ve ‘başkaları’ tarafından yönetilen hükümet olmaktan kurtulamazlar.”


 
10
Ocak
2008
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü açıklaması
“10 0cak 1961 tarihinde kabul edilen 212 sayılı yasa gazetecilere önemli haklar sağlamıştı.

Aradan geçen 47 yılda Türkiye’de köprülerin altından çok sular geçti. Gazetecilerin çalışma koşulları giderek zorlaştı. İşsizlik de işten çıkarmalar da arttı. İş güvencesinin en büyük dayanağı olan sendikal hareket Basında holdingleşmenin, tekelleşme sürecinin sonucu olarak işyerlerinden tek tek sökülüp atıldı.

AKP hükümetinin getirdiği ve TBMM gündeminde bulunan Sosyal Güvenlik yasa tasarısı ile gazetecilerin kazanılmış “yıpranma” hakkı ortadan kaldırılıyor.

TCK’nın 301 ve 288. Maddeleri nedeniyle gazeteciler, yazarlar mahkeme kapılarında sıraya girdiler. Yeri geldi bu yasalar Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesinde birinci derecede rol oynadı. Terörle Mücadele yasasında yapılan değişiklikle gazete kapatma, Radyo susturma kolaylaştırıldı. İktidar, gün geldi Kanal Türk örneğinde olduğu gibi muhalif yayın yapan Televizyon kanallarını zorlama gerekçelerle baskı altına aldı.

AKP hükümeti bir yandan kamu kuruluşlarını özelleştirirken, bir yandan da TMSF aracılığıyla Özel gazete ve televizyon kanallarını devletleştirdi; daha doğru deyimle “iktidarlaştırdı”. Tarikat, cemaat gruplarının referansları diğer kamu kuruluşlarında olduğu gibi TRT’de de kadrolaşmanın, yönetici olmanın önemli göstergesi oldu. Bu atamalar TRT yayınlarındaki çoğu programları adeta dini ayinlere dönüştürmesini de beraberinde getirdi.

Tüm bu örnekler 2008 Türkiye’sinde basın-yayın alanının, medya yaşamının çok olumsuz bir dönemi yaşadığının bazı örnekleridir.

Bu tablo, demokrasi, İnsan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan kişi ve kuruluşların, meslek örgütlerinin dayanışma içinde olmasını zorunlu kılmaktadır.”

 
28
Aralik
2007
Bakanlara ve bürokratlara demokrasi semineri vermeye hazırız

ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay'ın açıklaması şöyledir:

"Devlet Bakanı Sayın Sait Yazıcıoğlu, Zaman Gazetesi'ne verdiği demeçte, medyada dini eğitim almış kişilerin çalıştırılmasını, İlahiyat Fakültesi mezunlarına gazete ve TV'lerde kadro verilmesini, ayrıca talep halinde dini konularda gazetecilere eğitim seminerleri verebileceklerini açıkladı. AKP iktidarı, devlet kadrolarını imamlaştırmakta tatmin olmamış ki medyayı da dincileştirmeye; dinci kadrolarla doldurmaya yönelmiştir. Onlar için her kuruma alınacak personel konusunda tek referans İmam Hatipli veya İlahiyat Fakülteli olmaktır. Sayın Bakan, şunu iyi bilmelidir ki Türkiye'nin imamlara değil; demokrasi, insan hakları, laik cumhuriyet gibi konularda eğitilmiş, bu konuları içselleştirmiş bürokratlara, devlet adamlarına, bakanlara ihtiyacı vardır. Demokrasi hedeflenen istasyonda inilecek tren değildir.

ÇGD olarak bu konularda talep halinde bakanlara ve yüksek bürokratlara brifing ve seminerler vermeye hazırız"


 
7
Aralik
2007
Saldırıya uğrayan Yunan Gazeteci korunmalıdır.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay'ın açıklaması

İstanbul'da Rumca yayınlanan IHO Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Yunan Mega Tv. Türkiye Muhabiri Andreas Rombopulos İstanbul'da saldırıya uğramıştır.

Son yıllarda her alanda ortaya çıkan çeteleşme ve bunların tetikçileri işi, medyada çalışan ve muhalif görüşü savunanları ortadan kaldırmaya kadar vardırmaktadırlar.

Hrant Dink cinayeti, ardından Can Dündar'a yönelik tehditler bunun örnekleridir.

İktidar yetkilileri bu saldırı ve tehditleri ciddiye almakla, bu çeteleri ve ardındaki güçleri ortaya çıkarmakla yükümlüdür.

Bu bağlamda meslektaşımız Andreas Rombopulos ve benzer tehditlere muhatap olanların korunması sağlanmalıdır.


 
5
Aralik
2007
ÇGD 2 Radikal Muhabirinin işten çıkartılmasını kınadı
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulunun açıklaması:

Radikal Gazetesi’nde çalışan muhabir arkadaşlarımız Adnan Keskin ile Soner Arıkanoğlu’nun görevlerine son verilmesi basında öteden beri süregelen kıyım ve haksızlığın yeni bir örneği olarak ortaya çıkmıştır.

Yeterli sendikal gücü olmayan, iş güvencesinden yoksun medya çalışanları üzerindeki baskı ve işten çıkarmalar basının yeni bir ayıbı olmuştur.

Muhabir arkadaşlarımız, zorlama gerekçelerle işten çıkartılırken, bir yandan da hakları olan tazminatları çeşitli belirsizlik ve oyunlarla kısılmaya, düşük hesaplanma yolu zorlanarak hak gaspı hesapları yapılmaktadır.

ÇGD Genel Yönetim Kurulu olarak arkadaşlarımıza yapılan bu haksız ve hukuksuz tutumu kınıyoruz.


 
5
Aralik
2007
Sosyal Güvenlik yasa tasarısında yer alan gazetecilerle ilgili hüküm çıkarılsın

ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklaması şöyle:

Çalışan kesimler için önemli hak kayıpları getiren Sosyal Güvenlik yasa tasarısı gazeteciler için de çok büyük haksızlığı içermektedir. Söz konusu tasarı ile medyada çalışanların kazanılmış yıpranma hakkı ortadan kalkmaktadır.

ÇGD’nin de içinde bulunduğu 12 basın örgütünün başkanları son 5 günden beri TBMM’de temsil edilen siyasi partilerin temsilcileri ile görüşmeler yapmış, Başbakan’a da bu konuda bir rapor sunmuştur. Muhalefet partilerinin temsilcileri bu konuda gazetecilere tam desteğini açıklamışlardır.

Ancak Tasarının hazırlayıcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile yaptığımız görüşmede ne yazık ki destek işareti alamadık.

Sayın Çalışma Bakanı bugün yaptığı açıklama olumlu olumsuz eleştirilere açık olduklarını, getirilecek önerileri dikkate alacaklarını ifade etmiştir. Dileriz ki Sayın Bakan bu konuda samimi davranır ve basın örgütlerinin önerilerini dikkate alır, söyledikleri lafta kalmaz.

Çok zor koşullar altında çalışan, yeterli sendikal gücü, iş güvencesi olmayan, mesaisinin karşılığını hiçbir zaman alamayan gazetecilerin gazeteci kazanılmış haklarını tümüyle ortadan kaldıran bu tasarıda, gazetecilerle ilgili hükmün derhal düzeltilmesi ve eski halinin korunması sağlanmalıdır.

Her fırsatta, hak, adalet, özgürlük nutukları atan AKP iktidarını bu hukuksuzluktan, kazanılmış hakları yok etmekten, Anayasa hükmü olan sosyal devlet kavramının içini boşaltmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz.


 
22
Kasim
2007
Beytüşşebap Savcısı Türkiye'nin itibarını uluslararası çapta zedelemiştir
“Doğan Haber Ajansı Muhabiri Emin Bal’a, Beytüşşebap’ta izlediği ve PKK’yı övücü sloganların atıldığı cenaze törenini Emniyete önceden ihbar etmediği gerekçesiyle dava açılmıştır.

Savcının bu eylemi Türkiye’yi, uluslararası kamuoyunda küçük düşürmüş, ülkemizi demokrasinin işlemediği bir ülke olarak tanıtmıştır.

Beytüşşebap Savcısı, Anayasa’nın ve yasaların gazeteciye verdiği gazetecilik görevini ve hakkını kullanmasını engellemeye girişmiştir. Gazeteciyi devletin memuru, gizli polisi, ajanı olmaya ve ihbarcılığa zorlayan yasadışı davranış içine girmiştir. Birileri bu kişiye hatırlatmalıdır ki, adı geçen gazeteci ya da herhangi bir gazeteci belli bir olayı izlerken olay yerinden geçen bir ‘meraklı’ değil görev yapan kişidir. Gazeteci, belirli olaylar konusunda ancak tanık olarak bilgisine başvurulabilecek kişidir. Savcının bu tutumu, özellikle bölgedeki gazetecilerin bundan sonra yapacakları görevlerini engelleyici, korkutucu bir tehdit anlamına gelmektedir. Ayrıca savcı yasayı çağdışı bir şekilde yorumlayarak kötü bir örnek olmuştur.”

 
9
Kasim
2007
Umur Talu'nun görevine avukatlar karar veremez

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklaması:

“Üyemiz, gazeteci arkadaşımız Umur Talu’nun 2 Kasım 2007 tarihinde Sabah Gazetesinde yer alan Erdal İnönü ile ilgili yazısı hakkında, cevap ve düzeltme gönderen Aydın Doğan vekili avukat Şehnaz Yüzer, haddini aşarak yazarın mesleğine son vermeye soyunmaktadır. Bu tutum haksız, yanlış ve çağdışıdır. Ayrıca tehdit içermektedir.
Arkadaşımız Umur Talu eleştiri hakkını ve özgürlüğünü kullanmış, toplumu aydınlatma görevini yerine getirmiş, bir haberin ardında yer alan özel bilgilerini yazmıştır.

Her gazeteci yazar gibi, Talu’nun bu yazısı da elbette her türlü yanıta, eleştiriye, hatta dava açmaya açıktır.
Ancak, Şehnaz Yüzer adlı avukatın kamuoyunun yakından izlediği tanıdığı bir yazarın, gazetecinin bu görevi yapıp yapmayacağına karar vermesi, ilan etmesi haddi değildir.
Kimin gazetecilik-yazarlık yapıp yapmayacağına bir avukat değil onun okuyucuları, aydın kamuoyu, başta da gazeteci-yazarın kendisi karar verir.”

 
31
Ekim
2007
Çağdaş Gazeteciler Derneği'nden 3 Kasım Eylemine Destek

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklaması:

“Çağdaş Gazeteciler Derneği, KESK, TMMOB ve TTB öncülüğünde düzenlenen ve 3 Kasım'da Ankara’da yapılacak olan mitingi aktif olarak desteyecektir.

ÇGD, AKP iktidarının bazı gazetelerin yayınını durdurması, gazetecilerin, yazarların, TCK’nın 301 ve 288. maddeleri başta olmak üzere çesitli gerekçelerle mahkeme kapılarında sıraya girmesine yol açan bir dönem yaşatmasını protesto için, barış ve demokrasi için bu mitingi desteklemektedir.

ÇGD, iktidarın sesi olan, dinci, tarikatçı yayın politikasını ve kadrolaşmasını sürdüren TRT yönetimini protesto için bu eylemi desteklemektedir.

ÇGD, AKP iktidarının sansürcü, baskıcı zihniyetini kınamak için, özgür, demokratik ve eşitlikçi, tam bağımsız bir Türkiye talebi için bu mitingi desteklemektedir.”


 
25
Ekim
2007
Bu tutum, dikta anlayışı ve açık sansür eylemidir.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet ABAKAY’ın, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in açıklamasına tepkisi

“Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, RTÜK’e talimat vererek, ‘halkın moral değerlerini olumsuz etkileyen’ radyo ve televizyon yayınlarının durdurulmasını istiyor.

Hükümet sözcüsünün bu talimatı, demokrasilerde görülmeyen bir dikta anlayışıdır, açık ve ilkel bir sansür eylemidir.
Bu tutum, AKP iktidarının önleyemediği, çaresiz duruma düştüğü terör olayları karşısında demokrasi dışı yollara yöneldiğini gösteriyor.
AKP iktidarı medyayı hükümetin emrinde görmek istiyor.

Doğru olanı, RTÜK’ün bu talimatı reddedip derhal geri göndermesidir. Ancak RTÜK bunu yapacak bağımsızlığa sahip değildir. Çünkü, RTÜK üyelerinin çoğunluğu, yasaları gereği AKP’nin seçtiği, iktidardan yana taraf olan kişilerdir.

Kaldı ki, demokrasiye aykırı olan bu talimat gerçekte yerine getirilecekse , halkın moral değerlerini, psikolojisini bozan, terör olayları karşısında,aciz ve çaresiz duruma düşerek, halkı ümitsizliğe sevk eden sayın Başbakan dahil, iktidar yetkililerinin, sözcülerinin sıradanlaşan açıklamalarının durdurulması, onların susturulması, ekranlarda yer verilmemesi gerekir.

AKP iktidarı artık boyunu aşan gelişmeler, artan terör olayları karşısında kendi beceriksiz, işgalci ABD’ye bağımlı başarısız tutumunu basını susturarak, halkın haber alma hakkını kısıtlayarak saklayamaz. Sorumluluktan kurtulamaz.”

 
13
Eylul
2007
Kanal -Türk yayınının durdurulması politik bir karardır.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay'ın açıklaması:

"Kanal-Türk Televizyonunun yayınının Genel seçimler sürecindeki yayınları gerekçe gösterilerek durdurulması, hiçbir objektif ölçüte dayanmayan, hukuki olmaktan uzak tamamen politik bir karardır. Seçimler sırasında AKP hükümetinin yayın organı gibi çalışan yayın organları hoşgörü ile karşılanır, görmezden gelinirken, muhalif görüşlerin cezalandırılması bu kararı veren kurumları zedeler.

Bu kararın alınması sürecinde RTÜK de YSK da halkın haber alma hakkı ve ifade özgürlüğü konusunda kötü bir örneğe imza atmışlardır.

Bu olayda ihbarcı konumunda olan RTÜK üst kurulunun çoğunluğu zaten yasası gereği iktidarın seçtiği kişilerden oluşmaktadır. Bu nedenle de bu kurulun vereceği kararlar ve öneriler doğal olarak taraflı, siyasal ve iktidardan yana olmak durumundadır. Çünkü onları seçenler bugün için AKP’nin iktidar çoğunluğudur. Dolayısıyla Kuruldaki siyasal bir ekip, siyasal kararlar vermektedir. Seçimler sırasında AKP hükümetinin propagandası soruşturmaya, incelemeye uğramazken, muhalif bir yayın politikası izleyen Kanal Türk TV, haksız, acımasız bir şekilde cezalandırılıyor. Bu,toplum vicdanınıyaralayan, basın ve ifade özgürlüğünü de kısıtlayan talihsiz bir karardır."

 
31
Agustos
2007
ÇGD 10. Cumhubaşkanı Sezer'i takdir ve saygıyla anacak
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklaması şöyledir.

“10.Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer görev süresini başarıyla, saygın ve çok olumlu izlerin taşıyıcısı olarak tamamlamıştır.

ÇGD 2005 yılı özel onur ödülünü şu gerekçeyle Sayın Sezer’e vermişti: ‘Demokratik ve laik Cumhuriyet ilkeleri ve hukukun üstünlüğü konusundaki kararlılığı ve tutarlı tavrı, kendisini göreve getiren iktidarda dahil olmak üzere eski ve yeni tüm iktidarların anayasa ve yasaların üstünlüğünü yok sayan tutumlarına karşı direnç göstermesi…’ Sayın Sezer görev süresi içinde basın emekçilerinin ve örgütlerinin yanında olmuş, bugün kendisini yaylım ateşine tutan medya üst yönetimlerine, basın tekellerine mesafeli olmayı başarmıştır. Alıştıkları ve bekledikleri ense-tokat ilişkilerine pirim vermediği için kimi yazarların Sezer’i suçlamaları da doğaldır.

Ahmet Necdet Sezer basın emekçileri tarafından her zaman saygıyla ve takdirle anılacaktır. Kendisine yeni yaşamında sağlık ve esenlikler diliyoruz”.


 
29
Agustos
2007
Seminere davet

Aşağıda ayrıntısı sunulan seminere ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay ile TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi’de konuşmacı olarak katılacaklardır. Zamanı olanların katılmasını diliyoruz.

BİZ DE BİLELİM
"Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun püf noktaları",

(Özellikle basın mensupları için hazırlanan bir günlük seminer)
AB uyum yasaları kapsamında çıkarılan ve "şeffaf devleti" hedefleyen Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, hepimiz için yenilikler getirmektedir.
Bu hakkımızı kullanarak kamu yönetiminin etkinliğini arttırma, şeffaflık ve hesap verebilirlik konusundaki araştırmalarımızı çok daha etkili bir şekilde yürütebiliriz.
Bu konudaki bilgilerimizi tazelemek için bir günlük bir seminer düzenliyoruz. Kanunun yapısı, çerçevesi, püf noktaları ve bugüne kadarki pratiğini anlatan bu uygulamalı seminer, Leeds Üniversitesi öğretim üyesi ve www.bilgiedinme.org sitesi koordinatörü Dr. Yaman Akdeniz tarafından verilecek.

Tarih:2 Eylül 2007 saat 11.00
Yer:Hak-iş Konfederasyonu Konferans Salonu
Tunus Cad No.37


 
15
Agustos
2007
ÇGD'den Çölaşan'ın İşten Çıkarılmasına Tepki
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay'ın Hürriyet yazarı Emin Çölaşan'ın görevine son verilmesiyle ilgili açıklaması:

"Emin Çölaşan'ın isten çıkarılması, diğer muhalif yazarlara uyarıdır"

"İktidara muhalif yazılarıyla öne çıkan yazar Emin Çölaşan'ın Hürriyet gazetesindeki yazarlık görevine son verilmesi, AKP iktidarının bu gazete üzerindeki baskısının sonuç vermesidir, iktidara yandaş olmayan yazarın cezalandırılmasıdır.

Hürriyet üst yönetiminin bu kararı, gazetenin hükümetler karşısında, bağımsız olamayacağının, olmak istemediğinin bir kanıtıdır.
Bu kararın bir başka önemli sonucu, gazetede sayısı giderek azalaniktidara muhalif muhabir ve yazarlara ,"ayağınızı denk alın" uyarısıdır. Bu da isteristemez, ' otosansür' baskısı yaratacaktır. Bu olayla basın özgürlüğü, bağımsız gazetecilik fikri yara almıştır.
Konu Emin Çölaşan'ın konusu olmaktan çıkmış, bu yazarın sahsında muhalif yazarların iktidar tarafından bu gazetede susturulması başarısıdır. Gazetenin de AKP iktidarı karsısında direnmemesidir. İktidarın uzunsüreden beri medya'ya egemen olma girişimi bu olayla yeni bir boyut kazanmıştır.

Burada kızılacak olan iktidar değil, iktidarın bu baskısına ya da talebine,'hay hay ' diyen gazete üst yönetimidir."

 
Diğer basın Açıklamaları için Lütfen Tıklayın...


 
 
Yayınlarımız
ÇGD Güncesi

  günce 2
 
 

© 2008 Cağdaş Gazeteciler Derneği Tüm hakları saklıdır.   Site Haritası