24 Temmuz sansürün kaldırılışının yıl dönümü
 23 Temmuz 2014, Çarşamba
Derneğimiz ÇGD'nin de kurucuları arasında bulunduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu'nun 24 Temmuz sansürün kaldırılışının yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklama:

Bugün 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü...

106 yıl önce, o zamanki istibdat rejiminin sultanı 2'nci Abdülhamit'in basına koyduğu sansürün 2'nci Meşrutiyet'in 24 Temmuz 1908'de ilanıyla birlikte kaldırılması, 1946'da henüz kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından "Basın Bayramı" ilan edilmişti.

25 Temmuz 1908'de basılan ilk sansürsüz gazeteler yok sattı. Bu da, gazetelerin iyi satması ya da başka bir ifadeyle yaşayabilmesi için özgür olmaları gerektiğini, okurun ise özgür ve sansürsüz bir basına büyük ihtiyaç duyduğunu ve onu ödüllendirdiğini gösteren bir olaydı.

Bugün de gazeteciler ve medyanın var olabilmek için özgürlüğe, halkın da haber alabilmek için özgür bir medyaya şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemden geçiyoruz.

Nasıl başka türlü düşünebiliriz?

Çünkü cezaevlerinde hâlâ çok sayıda gazeteci var.

Gazetecilerin teröristlikle suçlanarak hapsedilmesinde kullanılan TMY ve TCK maddeleri yerinde duruyor.

Gazeteci güvenliğine yönelik tehdit giderek artıyor.

Yüzlerce gazeteci ve yazar iktidar baskısı neticesinde işlerini kaybetmiş bulunuyor.

Siyasi iktidar, medya kuruluşlarını ve hatta doğrudan muhabirleri hedef gösteriyor.

Polisin toplumsal olaylarda gazetecilerin görevlerini serbestçe yapmasına engel olması neredeyse sistemli bir hal almış durumda.

Dolaylı sansür ve otosansür artık ana akım medyada sıradanlaşmıştır.

Özgür bir medya demokrasinin ayrılmaz parçası ve olmazsa olmazıdır. Medyanın özgür olmadığı ülkeler demokrasi olarak adlandırılmayı hak etmezler.

Medyanın özgür olmadığı mevcut şartlarda 24 Temmuz'u "Basın Bayramı" olarak kutlamamız da mümkün değildir.

#basınözgürolsaydı, son birkaç yıldır mecbur kaldığımız gibi bugüne
#basınözgürlüğüiçinmücadelegünü değil, elbette "Basın Bayramı" derdik.

O bayramın yakında geleceği ümidiyle...

Gazetecilere Özgürlük Platformu



 Başbakan’ın basına “yazma, çizme, konuşma” yasağı kabul edilemez
 17 Haziran 2014, Salı

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu'nu basan, Başkonsolos'un da aralarında bulunduğu 49 kişiyi ve ayrıca 31 şoförü rehin alan, toplu katliamlar yapan IŞİD adlı terör örgütünün eylemleri konusunda medyaya, “Yazmayın, çizmeyin, bu konuda konuşmayın” isteğinde bulunuyor, talimatlar veriyor.
Yazma, çizme, konuşma yasağı ilan ediyor.

Bu talimat, kendilerini iktidarın yanaşması, emir eri gibi gören birtakım kişiler için bir anlam ifade edebilir. Ancak bağımsız ve özgür düşünen gazeteciler, yazarlar için bu sözlerin hiçbir anlamı yoktur.
Söylendiği anda ÇGD tarafından çöpe atılmıştır.

Gazeteciler, yazarlar, çizerler Başbakanlığın, bakanlıkların memurları değildir. Sorumlu ve özgür gazeteciler, yazarlar, hem dünyada hem Türkiye’de yaşamlarını vererek, cezaevlerinde yatarak, baskı görerek, işten atılarak, yani, ağır bedeller ödeyerek gazeteciliğin evrensel ilkelerini, halkın haber alma hakkını savunan bir geçmişe, onurlu bir mirasa sahiptirler, bu mirasın savunucuları olarak varlıklarını sürdürmektedirler.
Gazetecilere, yazarlara, ”otur, kalk, yaz, yazma, konuş, konuşma” talimatı vermek, başbakan dahil hiçbir kişi ve makamın hakkı ve haddi değildir.
Başbakan bu tutumuyla bir kez daha medyaya kısıtlama getirmekte, gazetecilerin yazarların gerçekleri yazması, konuşması yerine penguenlerin yazılmasını, konuşulmasını istemektedir.
Öte yandan Başbakan’ın bu konuşmasının hemen ardından Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin bu konuda yayın yasağı kararı alması da çok manidardır. Adeta Başbakan’ın talimatının yerine getirilmesi algısını yaratmaktadır.
Mahkemenin bu kararı Sıkıyönetim ve Olağanüstü hal dönemlerini hatırlatmaktadır. Yargının bu tür kararlarla  basın, düşünce ve ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını engellediğini hatırlatmayı görev sayarız. Bu anti-demokratik bir karardır.
Başbakan ifade özgürlüğünü kısıtlamaya çalışarak sorumluluktan kaçmak istemektedir. Başbakan, basın özgürlüğüne el uzatmaktan bir an önce vazgeçmeli ve terör örgütünün elindeki yurttaşların kurtarılmasını sağlamalıdır. Mahkemeler de "bağımsız" olduklarını ve hukukun üstünlüğünü hatırlamalıdır.

Çağdaş Gazeteciler Derneği
Genel Yönetim Kurulu



 Polis terörü son bulsun
 18 Mayıs 2014, Pazar

Demokratik ülkelerde halkın güvenliği için görev yapan polis Türkiye’de halk güvenliği için en büyük tehdit haline gelmiş durumda.

Soma’da yüzlerce işçinin ölümünü protesto edenlerin üzerine gaz bombalarıyla, TOMA’larla, plastik mermilerle saldırabilen bir polis teşkilatı, artık görev sınırlarının da dışına çıkmış ve resmen halk karşıtı bir güç haline gelmiştir.

Soma’da, Gezi Parkında, Ankara’da, Uludere’de, İzmir’de, Diyarbakır’da ve Türkiye’nin her yerinde, 1980 darbesini bile geride bırakacak görüntülere sebep olan polis halkın haber alma hakkına da gün geçtikçe daha fazla saldırmaktadır.

Polisin saldırıları sırasında DIHA Ankara Temsilcisi Kenan Kırkaya plastik mermiyle yaralandı.

Evrensel Gazetesi Muhabiri Hasan Akbaş, Yol Tv Ankara Haber Müdürü Tamer İncesu, Birgün Gazetesi Muhabiri Recep Yıldız, Ankara’da polis tarafından tartaklanarak haber yapmaları engellendi.

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Rıza Özel plastik mermiyle yaralandı.

Soma’da gazeteci ve fotoğrafçı Nazım Serhat Fırat ve Karşı Direniş muhabiri Burak Öz, gözaltına alındı.

Onur Öncü, Hayat TV İzmir kameramanı Yiğit Ali Mercan Umut Tütüncü polis saldırısına ve tehditlerine maruz kaldı.

Ayrıca neredeyse bütün meslektaşlarımız polisin taciz ve hakaretleriyle her an karşılaşıyor.

Madende ölen akrabasını henüz toprağa bile verememiş Somalılara “tokadı yersin”, “edepsiz” diyebilen, hatta fiziki saldırıda bulunan bir Başbakan’ın yönettiği bir ülkede polisin bunları yapması ve cezasız kalması maalesef normalleştirilmeye çalışılmaktadır.

Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak tüm yetkililere sesleniyoruz.
Kendinize gelin. Polis, ülkenin altını üstüne getiriyor, buna artık bir son verin. Soma’nın sorumluları istifa etsin, basına yönelen saldırılar bir an önce bitsin.

Çağdaş Gazeteciler Derneği
Genel Yönetim Kurulu



 SORUMLU AKP'DİR, İSTİFA ETMELİDİR
 14 Mayıs 2014, Çarşamba

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yöneti Kurulu açıklaması:

Dün Soma'da meydana gelen iş katliamı sonucu yüzlerce maden işçisi yaşamını yitirdi, yüzlerce işçinin de hâlâ toprak altında olduğundan korkuluyor.
Sorumlular bellidir. Kamu mallarını özelleştirmelerle sermayeye bırakan, madenciler öldüğünde "bu mesleğin fıtratında var" diyenlerdir sorumlular. Kendilerine rüşvet kotası belirleyenler, iş cinayetlerinde ölen işçilere "tane" diyenlerdir sorumlular. Maden açma ruhsatlarını kendi iznine bağlayanlardır.
Sözü uzatmanın gereği yok. Bu katliamın sorumlusu, sigortasız, sendikasız, güvencesiz bir çalışma dünyası kuran ve sermayeye hayatlarımızı peşkeş çeken AKP hükümetidir.
Bu katliamı dahi AKP'yi savunma fırsatına çevirmek isteyenler de bu sorumlulukta pay sahibidir.
ÇGD olarak sorumluları biliyoruz. Bir an önce hesap vermeliler.

Not: Bugün (14 Mayıs 2014 Çarşamba), Soma'daki iş katliamına karşı saat 18.30'da Güvenpark'tayız. Tüm üyelerimizi ve meslektaşlarımızı, iş cinayetlerine ve gerçeklerin üzerinin örtülme çabasına karşı ses vermeye çağırıyoruz.




 Ömer Ödemiş yalnız değildir
 12 Mayıs 2014, Pazartesi
Suriye’deki muhalif grupların ölümle tehdit ettiği Ömer Ödemiş korunmalıdır

Ömer Ödemiş yalnız değildir

Ortadoğu Muhabiri bir gazeteci olarak Suriye’de yaşanan savaş ortamında görev yapan,gerçeklerin bilinmesine yardımcı olan Gazeteci Ömer Ödemiş ölüm tehditleri aliyor.
Suriye’deki kirli savaşta etkin rol oynayan, kendilerini yönetim muhalifi olarak tanımlayan, Türk istihbarat kurumlarıyla da işbirliği içinde olduğu belirtilen silahlı- dinci çeteler,arkadaşımız Ömer ödemiş’in fotoğraflarını çeşitli Facebook  sayfalarında yayarak, “Türk-İslam düşmanı” ilan ederek ölümle tehdit etmektedir.
 Ödemiş,halkın haber alma hakkını savunduğu için, savaş isteyenlerin ipliğini pazara çıkardığı için, görünenin arkasındaki gerçeğin peşinde olduğu için, kısacası gazeteci olduğu için ölümle tehdit ediliyor.
Halkları birbirine düşman etmek isteyenler, kendi halkına katliamları reva gören eli kanlı katiller, her zaman olduğu gibi yine gazetecileri hedef alıyorlar. Bu aşağıIık tehditlerin arkasında kimin olduğunu herkes çok iyi biliyor.
Ömer Ödemiş'i tehdit edenler bir an önce adli makamlara teslim edilmelidir. Bu tehditler aynı zamanda gazetecilik mesleğine, ifade özgürlüğü ve barışa yönelmiştir.
Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve AKP Hükümetini göreve çağırıyoruz. Derhal bütün önlemler alınmalı ve Ödemiş'in güvenliği sağlanmaIıdır. Sorumluluk Devletin ve AKP Hükümetinindir. Ve bilinmelidir ki Ömer Ödemiş yalnız değildir.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetin Kurulu



 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2014   |   bilgi@cgd.org.tr