Mumcu’nun bıraktığı boşluk büyüyor, duvar yükseliyor
 24 Ocak 2016, Pazar

Üyemiz, meslektaşımız, ustamız Uğur Mumcu'yu, katledilişinin 23. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.

Mumcu’nun bıraktığı boşluk büyüyor, duvar yükseliyor

Uğur Mumcu, hayatının en verimli dönemlerinde, halkın gerçekleri bilmesi için yaptığı araştırmalarını sürdürürken aramızdan söküp alındı.

Uğur Mumcu gibi, ülkemizde gazetecilik açısından değer üreten ve yalnızca mesleğin değil halkın haber alma hakkının, aydınlığın ve barışın da simgesi haline gelen Metin Göktepe, Onat Kutlar ve Hrant Dink’i de Ocak ayı içinde anıyoruz. Hiç biri tam anlamıyla aydınlatılamayan bu cinayetler, Mumcu cinayeti için devletin İçişleri Bakanının “bir tuğla çekerseniz yıkılır” dediği o karanlık “duvar”a konulmuş tuğlalardır.

Ne yazık ki halkın gerçekleri öğrenmesini engellemek için bugün de o duvar yeni araçlarla yükseltilmek isteniyor. Ama bilinmelidir ki o yalan ve suç duvarı bir gün yıkılacak ve sorumlu olanların tümü o duvarın altında kalacak.

Aradan geçen 23 yılda Mumcu’nun bıraktığı boşluk giderek büyüyor ama öte yandan Mumcu gazetecilik mesleğinin neden ve nasıl yapılması gerektiği konusunda, genç nesiller için örnek olmaya devam ediyor.
Üyemiz de olan Uğur Mumcu’yu büyük bir özlem ve saygı ile anıyor, temsil ettiği meslek değerlerini savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ GENEL YÖNETİM KURULU



 İMC TV muhabiri Refik Tekin’in kurşunlanmasını protesto ediyoruz
 21 Ocak 2016, Perşembe

Toplumsal olayları izleyen gazetecilerin güvenli şekilde görev yapmasının devletin güvenlik görevlilerince engellenmesinin yeni bir örneği önceki gün Cizre’de yaşandı.
İMC Televizyonu kameramanı Refik Tekin’in resmi polisler tarafından kurşunlanarak ayağından yaralandı. Yaralı halde ambulansa taşınırken tekmelendi. Bu da yetmedi meslektaşımız hakkında gözaltı kararı çıkartıldı.
Refik Tekin arkadaşımıza yapılan bu uygulama Anayasa ve yasalar önünde suçtur, Bu tutumu protesto ediyoruz.
Güvenlikçilerin görevi, zor koşullarda mesleğini yapmaya çalışan gazetecilerin güven içinde çalışma koşullarını sağlamaktır.
Sokağa çıkma yasağının sürdüğü Cizre’de ölü ve yaralıları sokaktan almak üzere Cudi mahallesine giden gruba polisler tarafından ateş açılmış, olayı izleyen Meslektaşımız Kameraman Refik Tekin ayağından vurulmuş, hastaneye götürülürken yine emniyet görevlilerince tekmelenmiş, ardından hakkında gözaltı kararı çıkartılmıştır.
Türkiye, görevlerini yaptıkları için öldürülen, tutuklanıp cezaevlerine konulan, görev sırasında kurşunlanan, yaptıkları haberler nedeniyle haklarında dava açılan gazetecilerin bulunduğu bir ülke olarak tanınmaktadır.
Bu yapılanlar suçtur. İktidarı, içişleri bakanlığını, Valileri, gazetecilerin görev yapmalarını engelleyen görevlilerin cezalandırılması için derhal harekete geçmelerini talep ediyoruz.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU


 YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2015
 07 Aralık 2015, Pazartesi

 

Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin geleneksel “Yılın Başarılı Gazetecileri 2015” yarışmasına başvurular başladı. Yarışmaya katılacaklar ürünlerini en geç 15 Ocak 2016 akşamına kadar Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Merkezi’ne (Şehit Gönenç Caddesi, Çankaya Belediye Zabıta Bahçesi, Maltepe/Ankara) adresine posta ile ya da elden teslim edebilirler. Yarışmaya aşağıda belirtilen dallarda başvuru yapılabilir.


- Haber
- Fotoğraf
- Karikatür
- Röportaj
- İnceleme-Araştırma
- Sayfa Düzeni
- Televizyon Haber
- Televizyon Programı
- Televizyon Belgesel
- Radyo Programı
- Yerel Basın
- Kent Haber
- İnternet Medyası

"ÇGD Yılın Gazetecileri 2015" yarışması katılım koşulları:
- Yarışmaya katılacak ürünlerin 2015 yılı içinde yayınlanmış olması gerekmektedir. 
- İsteyen birden fazla ürünle yarışmaya katılabilir. 
- Basılı ürünlerden bir adet gönderilmelidir.  
- Görüntü ve ses içerikli ürünler CD, VCD veya DVD formatında gönderilmelidir. 
- Yarışmaya katılacak ürünle birlikte yarışmaya katılanın açık kimliği, iletişim bilgileri belirtilecektir.

Saygılarımızla.
 
ÇGD GENEL YÖNETİM KURULU


 



 Yöneticilerini tutuklattın, sıra el koymaya mı geldi?
 30 Kasım 2015, Pazartesi

Cumhuriyet gazetesine vergi denetimi başlatılması kararı, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının gözü dönmüş biçimde giriştiği saldırıların bir parçasıdır. Ülkede AKP’ye muhalif herhangi bir kişi ya da kuruma yaşama şansı bırakmamak üzere girişilen bu saldırılar, Erdoğan’ın oligark olma heveslerinin de göstergesidir. Damadını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yapan, Ortadoğu’da silah ve petrol siyasetine bulaştığı iddialarını çürütemeyen Erdoğan, tutuklama, el koyma, işten attırma,  tehdit etme, darp etme gibi her türlü yolla basını sindirmeye çalışmaktadır. Bu yolla gerçekleri saklama ve iktidarını sürdürme niyetindedir. Cumhuriyet’e vergi denetimi başlatılması kararı da bu niyetin bir parçasıdır. İlerleyen günlerde sudan sebeplerle Cumhuriyet’e de el koyma isteğini tahmin etmek zor değildir. Ülkeyi savaş koşullarında yöneten Erdoğan, bütün bir yaşamı halk için çekilmez kılmaktadır.
Bilinmelidir ki Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesi, Dündar ve Gül’ün tutuklanması, basına el koyma atakları birbirine savaş koşullarıyla bağlı gelişmelerdir.
Bizler, başta Cumhuriyet gazetesi olmak üzere tüm gerçek gazetecilik kurumlarının ve gerçek gazetecilerin yanında mücadele etmeye hazırız. Gazetecilik ilkelerini, bu ilkeler doğrultusunda yayın yapan kurumları ve gazetecileri savunmak için ödenecek bedelleri göğüsleyeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.
Cumhuriyet gazetesi yalnız değildir.
 
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ GENEL YÖNETİM KURULU




 İNADINA GAZETECİLİK!
 26 Kasım 2015, Perşembe

Ülke içinde sıkıyönetim uygulamaları, ülke dışında da uluslararası kirli ilişkilerin taşeronu olarak savaş siyasetini uygulamaya koyan Recep Tayyip Erdoğan ile AKP hükümetinin yeni dönemde üstlendiği temel misyonun ‘Savaş Hükümeti’ olduğu net olarak görülmektedir.

Recep Tayyip Erdoğan ve araç olarak kullandığı AKP iktidarı, uyguladıkları bu kirli savaş siyasetini istisnasız her uygulamak istemektedir. Bu planın en önemli alanlarından birini de basına yönelik sindirme, yıldırma ve baskı politikaları oluşturmaktadır.

“Halkın doğru haber alma hakkı” çerçevesinde mesleklerinin gereği olarak eleştirel haberler yapan basın yayın kuruluşları çeşitli yollarla cezalandırılmaktadır. Gazete binalarının taşlanması, gazetecilerin sivil faşistlerce darp edilmesi, basın kuruluşlarına el konması, bu cezalandırma sisteminin uygulamalarıdır.

Son olarak bugün iki meslektaşımıza yönelik baskı ve sindirme politikasıyla halkın doğru bilgilenme hakkının önüne geçilmek istenmiştir. Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül, artık herkes tarafından açık açık seslendirilen Recep Tayyip Erdoğan ile AKP Hükümeti’nin terör örgütü IŞİD’e verdiği desteği belgeleriyle kanıtladıkları için yargılanmaktadır. IŞİD’e silah gönderilmesi ve bu örgüte nasıl militan sağlandığına ilişkin süreçleri tartışmasız gerçeklerle kamuoyu ile paylaşan iki gazetecinin haberleri nedeniyle Recep Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin yöneticilerinin uluslararası mahkemelerde yargılanması gerekirken, tersi oldu ve iki meslektaşımız ağır suçlamalarla hâkim karşısına çıkmak zorunda bırakıldı. Gazeteciler Dündar ile Gül haberlerinden dolayı “Örgüte üye olmadan bilerek ve isteyerek yardım etme”, “Siyasi ve askeri casusluk” ile “Gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” ile suçlandı.

Haberlerinin “halkın doğru haber alma hakkı” çerçevesinde kaleme alan iki meslektaşımız bugün gündüz saatlerinde ifade vermek için gittikleri İstanbul Adliyesi’nde savcılık ifadelerinin ardından tutuklanma istemiyle akşam saatlerinde İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.
Gazeteciler Dündar ile Gül’e ilişkin yargılama süreci, Türkiye’yi “Terör örgütlerini destekleyen, onlara silah ve başkaca mühimmatlar gönderen ülke” konumuna getirenlerin yürüttüğü savaş siyasetinin bir parçasıdır. Anlaşılmaktadır ki bu ülkede işini yapan istisnanız herkes Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı tarafından “düşman” olarak görülüp, susturulmak ve hatta yok edilmek istenmektedir.
Karşı karşıya kaldığımız baskılar sadece basına yönelik değildir. Bu baskıla, düşünmeyen, konuşmayan ve hakkını savunamayan antidemokratik bir toplum yaratmak isteyenlerin politikalarıdır.

Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak İNADINA GAZETECİLİK diyoruz ve gazeteciler Dündar ile Gül’ün yanında olduğumuzu bildiriyoruz.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ YÖNETİM KURULU



 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2016   |   bilgi@cgd.org.tr