Demirhan derhal serbest bırakılmalıdır
 20 Nisan 2017, Perşembe

Tüm dünyanın tartıştığı bir referandumun ardından, yine tanıdık yöntemlerle muhalifler susturulmaya çalışılıyor. Onlarca kez kapatılan sendika.org sitesinin editörün Ali Ergin Demirhan’ın, sabah yapılan bir operasyonla gözaltına alınması, bunun son örneği. “Millet iradesi” diyenlerin halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkına yaptığı saldırılar, aslında referandumda “hayır” diyen herkese yönelmiş demektir. Gazetecilere dönük bu baskılara derhal son verilmeli, sendika.org editörü Demirhan, bir an önce serbest bırakılmalıdır.

Tüm üyelerimizi, bu baskılara karşı bugün saat 18.00’de Yüksel Caddesi, İnsan Hakları Anıtı önünde yapılacak basın açıklamasına çağırıyoruz.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU



 Çağdaş Gazeteciler Derneği 23. Olağan Genel Kurul duyurusu
 17 Nisan 2017, Pazartesi

Çağdaş Gazeteciler Derneği 23. Olağan Genel Kurul toplantısı, 22 Nisan 2017 Cumartesi günü saat 13.00’te Ankara Sanayi Odası (ASO) toplantı salonu; Atatürk Bulvarı No:193, Kavaklıdere – Ankara (Çağdaş Sanatlar Merkezi yanı) adresinde çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır.

Genel kurul gündemi şöyledir:

1- Açılış ve saygı duruşu
2- Divanın oluşumu
3- Açılış konuşması
4- Çalışma ve Denetim Kurulu raporlarının görüşülmesi ve ayrı ayrı aklanması
5- Tüzük değişikliği
6- Seçimler
7- Dilek ve temenniler
8- Kapanış

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU



 Cumhuriyetçiler derhal salıverilmelidir!
 05 Nisan 2017, Çarşamba

Yargının siyasallaştığına ilişkin geçmişte yaşadığımız birçok örneğe, dün kamuoyuna duyurulan Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarına ilişkin iddianameyle bir kez daha şahit olduk. Yoğun tepkinin de etkisiyle 5 ayın ardından ancak ortaya çıkartılabilen iddianame, meslektaşlarımıza yönelik hukuki nitelikli ciddi hiçbir suçlama içermediği gibi Cumhuriyet’e yönelik yargısal sürecin aslında siyasi bir operasyon olduğunun açık belgesidir. ‘Savcılar tarafından yazılacak ancak hukuki nitelik taşımayacak bir iddianame nasıl olur?’ diye sorulursa, tartışmasız en güzel örneklerden biri olacak bu metin, ‘Türk Milleti’ adına yetki kullanan makamların yargı süreçlerini artık millet adına değil, bir grup adına işlettiğinin göstergesidir.

İddianamenin ‘bir hukuk metni olup olmadığı’ tartışmasını gerçek hukukçulara bırakıp, Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak konuya basın özgürlüğü açısından baktığımızda daha karanlık bir tabloyla karşılaşmaktayız. Bir ülkede hukukun katledilmesinin, başta temel haklarımız olmak üzere herşeyin katledilmesi anlamına geleceğini gösteren bu iddianamede, basın özgürlüğü bir kez daha katledilmiştir. İddianamenin başında genişçe yer alan, tamamına da yedirilen Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasına ilişkin değerlendirmeler, basın özgürlüğünün temelini oluşturan ‘düşünce ve ifade etme özgürlüğü’ne, dolayısıyla demokratik hukuk devletlerindeki asıl bağların yok edilmesine yöneliktir. İddianameyi hazırlayan savcılar şunu çok iyi bilmelidir ki, gazetelerin yayın politikaları varlık nedenleridir ve okur ile gazete arasındaki ilişkinin en önemli belirleyenlerindendir. Biz gazetecilerin gözünden, yayın politikası üzerinden herhangi bir gazeteye suçlama yönelten savcılara verilecek tek mesaj: Bir mübaşir ne kadar savcılık yapabilirse, bir savcı da o kadar ‘yayın politikası’ üzerinden gazeteciliği yargılayabilir.

Savcılar bizleri şaşırtmadı ve tahmin ettiğimiz gibi haberler suç delili sayılmış. Suçlamalara zemin hazırlayan haberlerin çoğunluğu 2013 yılına yönelik; 2013 yılında neler yaşandığını iddianamedeki suçlamalar temelinden anımsarsak, Türkiye siyasi ve toplumsal tarihinin en önemli demokratik kitlesel tepkilerinden ‘Gezi Parkı Olayları’ oldu. Buna karşı AKP iktidarı, demokratik talepleri görmezlikten gelip şiddet kullanarak tepkiyi bastırmaya çalıştı. Aynı yıl AKP iktidarına yönelik ciddi emarelerin olduğu yolsuzluk operasyonu gerçekleştirildi. Bu iki olay, basının yıl boyu hatta sonraki yıllarda da gündemsiz kalmamasını sağlayacak önemde ve yoğunlukta iki olaydı. Cumhuriyet gazetesi de her iki olaya ilişkin ‘kamuoyunu doğru bilgilendirme’ sorumluluğuyla hareket ederek çeşitli yönleriyle haberler yaptı. Ne yazık ki bu konulardaki haber, yazı ve röportajların suçlamalara dayanak olmuş. Haber, yazı ve röportajların suçlamalara dayanak yapılması, basın özgürlüğü karşıtlığı kadar pratikte gazetelere, ‘magazin ve çiçek-böcek haberleri dışında haberler yapmayın’ demektir. Bırakın gazeteciler gazeteciliklerini yapsın halk da doğruları öğrenebilsin.

İddianame ne yazık ki başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AKP iktidarının basınla kurduğu sistematik ilişkinin yansımasıdır. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basına yönelik tepkilerini ‘terör örgütü’ bağlantısı üzerinden dile getirmesi iddianamede de gözüme çarpan öncelikli başlıklardan. Savcıya göre, Cumhuriyet gazetesi, Türkiye’nin köklü ve önemli gazetelerinden ve gazetecilik ekollerinden biri değil de Türkiye düşmanlarınca ele geçirilmiş bir kurum. Bu anlayışı bizler, ifade ettiğimiz gibi ‘herkesi terörist ilan etmekten çekinmeyen’ başkalarından çok çok iyi tanıyoruz. Kendi aldıkları siyasi kararlar ağır bedelleriyle yüzleşemeyenler ancak böyle suçlamalarla yönlendirme yapabilir.

İddianamede suçlamaların dayanaklarından bir diğerini de ‘tanık’ ifadeleri oluşturuyor. ‘Tanık’lar kim diye baktığımızda üç isim çok dikkat çekici. Gazetecilik kisvesi altına girip AKP’nin politikalarına güzelleme yapan Cem Küçük ile 15 Temmuz Darbe Girişim’ni yapanların örgütü olarak ifade edilen Fethullah Gülen Cemaati’nde bir dönem etkin görevler üstlenmiş sonra ‘U dönüşü’ yaparak AKP kalemşoru olmuş Hüseyin Gülerce ve Latif Erdoğan ‘tanık’lar arasında. AKP-FETÖ ilişkileri konusunda yapacakları tanıklıklar kesin sonuç verici olacak kişilerin, Cumhuriyet gazetesi iddianamesinde ‘tanık’ olarak yer alması olsa olsa şu anda cezaevinde olan Cumhuriyet gazetesi karikatüristi Musa Kart’ın çizgileriyle anlatılabilir.

‘Basın özgürlüğü’ ve gazetecilik adına Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerine yönelik bu iddianamenin, Türkiye’nin hala hukuk devleti ve demokratik hakların korunduğu bir ülke olduğunun söylenebilmesi için geri çekilmesi ve meslektaşlarımızın derhal salıverilmesini bekliyoruz.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU


 Çağdaş Gazeteciler Derneği 23. Olağan Genel Kurul duyurusu
 30 Mart 2017, Perşembe

Çağdaş Gazeteciler Derneği 23. Olağan Genel Kurul toplantısı, 15 Nisan 2017 Cumartesi günü saat 13.00’te Ankara Sanayi Odası (ASO) toplantı salonu; Atatürk Bulvarı No:193, Kavaklıdere – Ankara adresinde yapılacaktır.
Çoğunluk sağlanamadığı takdirde Genel Kurul 22 Nisan 2017 Cumartesi günü, aynı saatte, aynı adreste çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır.

Genel kurul gündemi şöyledir:
1- Açılış ve saygı duruşu
2- Divanın oluşumu
3- Açılış konuşması
4- Çalışma ve Denetim Kurulu raporlarının görüşülmesi ve ayrı ayrı aklanması
5- Tüzük değişikliği
6- Seçimler
7- Dilek ve temenniler
8- Kapanış

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU




 YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ, YAŞASIN ÇGD!
 23 Şubat 2017, Perşembe

Düşünce ve ifade özürlüğü ile emekçi sınıfın dayanışmasını temel alarak 23 Şubat 1978 yılında çıktığımız yolda, bugün 39 yaşındayız. Kurucu kadromuzdan Aziz Nesin'e, Mustafa Ekmekçi'ye, Uğur Mumcu'ya, İzzet Kezer'e kadar binlerce üyemizin emeğiyle yoğrulan derneğimizin, 'dernek' statüsüyle 39 yılda verdiği mücadele, bir benzerine kolay kolay şahit olunamayacak önemdedir. Ortalama her 10 yılda bir darbe ve baskı dönemlerinin yaşandığı Türkiye'de bir gazeteci örgütünün, ilkelerinden şaşmayıp, gün gün bu ilkelerini daha nasıl güçlü kılabildiğinin örneğidir Çağdaş Gazeteciler Derneği. Bu duruş ve tavrın temelinde, sadece mesleklerini yaptıkları için saldırıya uğrayan, cezaevlerine konulan, öldürülen üyelerimizin onurlu mücadelesi yatmaktadır. 39'uncu yaşımızda derneğimizin bir çınar gibi kök salıp, dik durmasını sağlayan değerli üyelerimizi bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Bir tarafında sermayenin diğer tarafında siyasi iktidarın yer aldığı mengenede sıkıştırılan; tekelleşme ve tekleştirme politikalarıyla içi boşaltılmaya, canı çıkarılmaya çalışılan basın özgürlüğü ve basın emekçilerinin dayanışmasını, mesleki sınırlılıkların ötesinde toplumsal bağlamda inşa eden derneğimiz, 1980'lerde tüm baskı araçlarıyla ezilmek istenen örgütlü mücadelenin, çıkar gruplarının halkı manipüle ederek kirli ilişkilerini yaygınlaştırdığı 1990'lardaki karanlık döneme karşı aydınlanma mücadelesinin, 2000'lerde örgütsüz ve sindirilmiş hale getirilen toplumun demokrasi mücadelesinin parçası olmuştur.
Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, 157 gazeteci arkadaşımızın cezaevinde tutsak; sayıları bir elin on parmağını geçmeyen medya patronları ve onların aristokratlaştırdığı kişilerin dışında binlerce gazetecinin, ekonomik ve sosyal baskılar altında her türlü güvenceden yoksun çalıştığı ya da işsiz kaldığı bu süreçte yüklendiğimiz basın özgürlüğü ve emekçi dayanışmasını, 39 yılın tecrübe ve direnciyle taşıyoruz. Yılmadık, ilk günkü direncimizleyiz;

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ, YAŞASIN ÇGD
 
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ



 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   bilgi@cgd.org.tr