ÇGD: ‘Kaçak Saray’a şirin gözükmek isteyen Avea’yı kınıyor ve özür dilemeye çağırıyoruz
 21 Nisan 2015, Salı

‘Kaçak Saray’ların demirlerle çevrili bahçeleri değil halkın meydanlarıdır son hesap yeri 

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü, son yıllarda görülmemiş sansür ve baskı uygulamalarıyla kuşatılmak, kimliksizleştirilmek ve yok edilmek istenmektedir. Çetelesini tutmakta bile zorlanmaya başladığımız bu baskı uygulamalarına daha dün yeni bir tanesi eklendi. Ancak bu sansür şekli diğerlerinden bir adım daha ileri aşamada yaşandı ve doğrudan iktidarın maaşa bağladığı polis ve özel güvenlik birimlerince değil vatandaşın cebinden çıkan paralarla var olan bir cep telefonu operatörü tarafından iktidar erkine şirin gözükmek için yapıldı.

Avea Günışığı Projesi’nin tanıtıldığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın katıldığı programı takip etmek isteyen CİHAN Haber Ajansı ekibi, programın yapıldığı salona alınmadı. Sarı basın kartı sahibi gazetecilerin içeri girişleri, Avea görevlileri ve programın gerçekleştirildiği Otel görevlilerince, Türkiye’de sansür ve baskıya en rahat kılıf yapılan ‘akreditasyon’ uygulaması gerekçe gösterilerek engellendi. Gazeteciler yaka paça dışarı çıkartılırken, gazeteciliğin ‘halkın doğru haber alma hakkı’ üzerine var olduğundan bihaber, daha doğrusu bu hakka kör Avea görevlilerince meslektaşlarımız ‘şov’ yapmakla suçlandı. 

‘Kaçak Saray’larda, başta Başbakanlık ve bakanlıklar olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarında yıllardır sol ve sosyalist, genel olarak da muhalif basına yönelik karşılaştığımız sansür uygulamaları, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın cenazesindeki yasağın ardından özel işletme statüsündeki otel ve kurumlarda da uygulanır hale gelmiş oldu.

AKP iktidarının varlığını dayadığı ‘sansür’ uygulamalarına karşı artık şaşkınlık yaşamıyoruz ancak bu uygulamalara karşı basın emekçilerinin mücadelesinin hem mesleğimizin hem de özgür bir toplumun direnme hakkı olduğunu yineliyoruz. Avea’yı da takındığı tutum nedeniyle kınıyor, en hafif deyimle ‘kraldan çok kralcılık’ yapmalarının kendilerine bir fayda sağlamayacağını hatırlatarak, yetkililerini, zaman geçmeden ‘halkın haber alma hakkı’ çerçevesinde görev yapan meslektaşlarımızdan ve mesleğimizden ‘özür’ dilemeye çağırıyoruz. Halkın cebinden çıkan paralarla milyon dolarlık bütçeler kuran bu anlayıştaki şirketlere, son hesap yerinin ‘Kaçak sarayların demirlerle çevrili bahçeleri değil halkın meydanları’ olduğunu da anımsatıyoruz.


ÇGD Genel Merkez Yönetim Kurulu

ÇGD Ankara Şube Yönetim Kurulu

 



 Gerçekler yasaklarla saklanamaz
 06 Nisan 2015, Pazartesi


Kendi iktidarı için yapmayacağı şey olmaya AKP, bir kez daha yasaklama girişimleriyle karşımızda.

Geçen hafta yaşanan Çağlayan Adliyesi'nde Savcı Mehmet Selim Kiraz da dahil üç kişinin ölümüyle sonuçlanan olay bahane edilerek bazı sitelere erişimi yasaklandı.

Savcının bedeninde çıkan kurşun sayısının bile net olarak açıklanamadığı bu olayın yaşandığı gün de yayın yasağı getirilmiş, kamuoyunun bilgi alma hakkı engellenmişti. Medyanın büyük kısmını kendine bağlayan, diğer kısmını ceza ve tehditlerle sindirmeye çalışan AKP, sosyal medya kanallarıyla yayılan bilgiyi de engellemeye çalışıyor. Şimdiye kadar yüzlerce kişinin hapis yattığı büyük davalarının düzmece olduğunu neredeyse itiraf eden AKP'nin halkın haber alma hakkını engellemeye çalışması tabi ki sürpriz değildir. AKP, kendi ülkesinde kendi halkına ve kurumlarına karşı bir savaş başlatmıştır ve karşısına geçen herkesi baskı altına almaya hatta yok etmeye çalışmaktadır. Hükümet’in asıl görevi kamuoyunun doğru biçimde bilgilendirme iken halkın bilgi üretme ve paylaşma kanallarını dahi kapatmaya kalkmaktadır. Bütün bunlar Hükümet’in, halkın bilmesinde sakınca olduğunu düşündüğü bilgilerin varlığını göstermektedir.

Şu bilinmelidir ki gerçekler er ya da geç açığa çıkacaktır ve yayın yasakları, sosyal medya erişimlerinin engellenmesi de dahil, ifade özgürlüğünü kısıtlayan tüm düzenlemeler iktidarın boşa çabaları olarak tarihteki yerini alacaktır.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu
Çağdaş Gazeteciler Derneği Ankara Şube Yönetim Kurulu

 

 


 Cenazede akreditasyon uygulamasını kınıyoruz
 01 Nisan 2015, Çarşamba

İnsanını yaşatamayan Hükümet’e de ancak bu yakışırdı

Türkiye gün geçmiyor ki karanlık bir gün yaşamasın. Son olarak dün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde Berkin Elvan davasının savcısı Mehmet Selim Kiraz, DHKP-C militanları tarafından rehin alındı ve saatler sonra yapılan operasyon, Savcı Kiraz ile iki militanın ölümüyle sonuçlandı. Dernek olarak yaşanan bu saldırıyı şiddetle kınıyor; şiddetin her türlüsüne ayrım yapmaksızın karşı durulması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.

Yaşanan bu acı olayın geliştiği anlar ile sonrasında yaşananlara da özel olarak dikkat çekmek istiyoruz. AKP hükümetlerinin yıllardır basın üzerinde uyguladığı sansür ve baskı bu olayda da ne yazık ki yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir savcısının rehin alınması, Türkiye kamuoyunun gündeminden saatlerce kaçırılmak istendi. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın talebi üzerine Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Çağlayan Adliyesi’nde yaşananların aktarılmasını önlemek için ‘yayın yasağı’ koydu; operasyonun gerçekleştirilmesinin ardından vatandaşlar gelişmelerden haberdar olabildi. ‘Halkın doğru haber alma’ hakkını keyfi kararlarla engellemeye çalışan anlayış, görevlerini yapmak isteyen meslektaşlarımıza da olay sırasında engel olmaya çalışmaktan kaçınmadı.

Olayın ardından bugün de aynı ‘yasakçı’ anlayış Savcı Kiraz’ın cenazesinde kendini gösterdi ve eşine rastlanmamış bir akreditasyon uyguladı. Yayın politikaları birbirine benzemeyen pek çok gazete ve televizyonun muhabir ve kameramanı, ilk kez bir cenaze törenine alınmadı. Uygulamanın gerekçesi ise ‘Başbakanlık talimatı’ olarak gösterildi.

İnsanlarını meydanlarda öldürmekten kaçınmayan, hesap vermekten kaçan AKP hükümetlerinin anlayışı, toplumu acı bir olayda bile bölmekten geri durmuyor. Şu çok iyi bilinmelidir ki gerçeklerin kötü bir huyu vardır, görülmesi istenmeyen her gerçek birgün mutlaka ortaya çıkar ve biz gazeteciler de ne kadar ülkeyi karartmaya çalışsanız da o gerçekleri halka duyurma kararlılığını sürdüreceğiz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği


 Yeni Şafak Gazetesi’ni kınıyoruz
 12 Mart 2015, Perşembe
 

‘Düşünce ve ifade özgürlüğü’ ile ‘halkın doğru haber alma hakkı’ kapsamında tanımlanan mesleğimizin, Türkiye’de her geçen gün daha da fazla siyasi manipülasyonlar ve işveren çıkarları için kullanılmasına ne yazık ki şahitlik etmeye devam ediyoruz. Özellikle varlıklarını AKP iktidarının ‘nimetleri’nden yararlanmak üzerine kurmuş olan artık basın-yayın organı olduklarını söylemekten bile utandığımız gazete ve televizyonlar son olarak meslektaşlarının haberlerine çamur atmaktan çekinmemektedir.

Türkiye’nin AKP iktidarı döneminde özellikle emniyet ve yargı eliyle yürüttüğü operasyonlar arasında dikkat çeken, 2009 yılında dönemin Başbakan Yardımcılarından Bülent Arınç’a suikast iddiası kapsamındaki soruşturma, üzerinden 6 yıl geçmesinin ardından ‘delil yetersizliği’nden takipsizlikle sonuçlandı. Kamuoyunda, Genelkurmay’ın gizli bilgilerinin yer aldığı birimine girilmesi nedeniyle ‘Kozmik Oda Soruşturması’ olarak bilinen, Türkiye’nin gündemini uzun süre meşgul eden bu soruşturmanın takipsizlikle sonuçlanması, 10 Mart 2015 Salı günü Sözcü, Habertürk, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleri birinci sayfalarından duyurdu; bu gazetelerdeki meslektaşlarımız görevlerinin gereği gelişmenin geçmişi ve son halini sayfalarında geniş olarak işledi.

‘Özel haber’ niteliğinden dolayı meslektaşlarımızın tebrik edilmesi gerekirken, bir sonraki gün olan 11 Mart 2015 Çarşamba günü Yeni Şafak Gazetesi’nde, haberi yapan meslektaşlarımızı da hedef alan bir habere yer verilmiştir. Saklanan, duyulması istenmeyen bir gelişmeyi ortaya çıkaran meslektaşlarımızın haberi, Yeni Şafak Gazetesi’nce son dönemde AKP iktidarı ile Gülen Cemaati arasındaki çatışma gündeme getirilerek “Adliyede Hırsız Var” manşetiyle eleştirilmek istenmiştir. Adalet Bakanlığı’nın tüm soruşturma ve mahkeme kararlarının yüklendiği bilgisayar ağı olan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)’a erişim konusunda, son dönemdeki manipülasyonların geçerli akçesi olan ‘paralel yapı’ işaret edilerek, “Yazışmaların deşifre olması, Ulusal Yargı Ağı Projesi paralel yapının kontrolünde endişesine neden oldu” ifadelerine yer verilen Yeni Şafak’ın haberiyle mesleğini hakkıyla yapan gazeteciler sindirilmek, karalanmak istenmiştir.

Buradan Yeni Şafak Gazetesi’ni uyarma zorunluluğu duyuyor; mesleğimizin ve meslektaşlarımızın sahipsiz olmadığını iletiyoruz. Siz iktidara yaslanarak gazetecilik yapmaktan vazgeçmiş olabilirsiniz ama biliniz ki Türkiye’de ‘halkın doğru haber alma hakkı’nı savunan ve bu uğurdu mesleğine sahip çıkan gazeteciler ve örgütleri olduğunu hatırlatıyor; son dönemde ‘Kabataş yalanı’ ile başlayan, bu haberle de devam eden manipülasyon çabalarının Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak her platformda deşifre edeceğimizi bildiriyoruz.

ÇAĞDAŞ GAZETCİLER DERNEĞİ GENEL YÖNETİM KURULU



 BERKİN ELVAN ANMASINDA POLİSİN BASINA UYGULADIĞI ŞİDDETİ KINIYORUZ
 11 Mart 2015, Çarşamba

 

Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Ankara Kızılay’da da toplananlara polisin sert müdahalesi sırasında çok sayıda vatandaşın yanı sıra gazeteci arkadaşlarımız da darp edilmiştir. DHA Muhabiri Tahsin Güner ile Birgün Gazetesi’nden Recep Yılmaz, gazeteci oldukları bilinmelerine karşın görev yapmaları polis tarafından engellenmiştir. Polisin müdahalesi sonucu Tahsin Güner’in kamerası, Recep Yılmaz’ın da fotoğraf makinesi kırılmıştır.

Görevi, halkın düşünce ve ifade özgürlüğü hakkını kullanması, basın emekçilerine özgür çalışma ortamı sağlamak olan devlet yapılanmalarının özellikle de emniyet güçlerinin, halka ve basına yönelik şiddeti artık son bulmalıdır. Yetkililerin, bu saldırganları bir önce saptayıp yargı önüne çıkarması basın özgürlüğünün yanı sıra Türkiye’de temel hakların kullanımı açısından olmazsa olmazdır. 

ÇGD Genel Yönetim Kurulu



 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2015   |   bilgi@cgd.org.tr